• "Dünyanın beni reddetmesi karşısında, dünyayı reddederek mutlu oldum."

Albert Camus, Yabancı romanında Cezayir'de yaşayan Meursault'nun annesinin ölümüyle başlayan ve bir suçun ardından yargılanmaya uzanan deneyimini yalın bir sesle kurar. Meursault'nun çevresindeki beklentilere karşı mesafeli tutumu, olayların kendisinden çok toplumun ondan talep ettiği duygu ve davranış kalıplarını öne çıkarır. Gündelik ayrıntılara, ışığa ve bedensel duyumlara bağlı anlatım, karakterin dünyayla arasındaki kopukluğu açıklamak yerine doğrudan hissettirir.
Romanın mahkeme çizgisi, hukuki bir değerlendirmeyi ahlaki ve toplumsal bir sorguya dönüştürür. Meursault yaptığı eylemin yanında yas tutma biçimi ve kabul edilmiş rollere uymamasıyla da ölçülür. Camus'nün kısa, kontrollü cümleleri bu gerilimi büyütür; absürd düşüncesi soyut bir tez olarak değil, anlam talebiyle sessiz kalan dünya arasındaki sürtüşmede belirir. Sıcaklık, güneş ve deniz gibi fiziksel ayrıntılar, düşünceden önce gelen duyumların karakterin kararları üzerindeki ağırlığını sürekli hatırlatır. Anlatıcının duygularını açıklamayı reddeden sesi, çevresindekilerin onun yerine tutarlı bir kişilik hikâyesi kurma isteğiyle çatışır. Bu soğukkanlı anlatı, Meursault'yu kolay bir kahramana ya da suçlu tipine indirgemeden bireyin toplum karşısındaki yabancılaşmasını inceler ve kesin anlam arayışının kırılganlığını açıkta bırakır.
Bookspace topluluğundan 81 gönderi
• "Dünyanın beni reddetmesi karşısında, dünyayı reddederek mutlu oldum."

İnsan bazen bir şeyi bitirmek için değil, daha fazla acı çekmemek için vazgeçer!!!

Umut,nefes nefese koşarken bir sokağın köşesinde,arkadan yetişen bir kurşunla vurulmaktı elbette.
• "Hiçbir şeyin önemi yoktu ve ben bunun farkındaydım."

İnsan, bilmediği konularda hep abartılı fikirlere sahip olur.
• "Güneşten başım zonkluyordu. Beni rahatsız eden bir şey vardı. Belki de hayatın kendisiydi."

Zaten bir anlamı da yoktu bunun.Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.

mükemmel bir kitap

Beni gerçekten ilgilendiren şeyin ne olduğundan belki emin değildim ama,beni ilgilendirmeyenin ne olduğundan eminim.
Bana neden hayatında kimse yok dedikleri zaman Yabancı kitabı aklıma gelir. “Kimseyi hayatımdan itmedim; sadece sessizliğim, onların sözlerinden daha gerçekti." Gerçekten severek okuduğum ve nasıl bittiğini anlamadığım bir kitap oldu benim için. Okurken kendinizden bir parça bulacağınız bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim.

“ İnsan umudunu kesmemeli. “

kendimi bazen meursault gibi hissediyorum. hiçbir şeye karşı bir şey hissedemiyorum aşırı duygusuz biriymişim gibi geliyor. bazen de en ufak bir şey için bile ağlamak istiyorum ama asla ağlayamıyorum

Umut,nefes nefese koşarken bir sokağın köşesinde arkadan yetişen bir kurşunla vurulmaktı elbette.

Ona kalırsa hastalığı ihtiyarlıkmış. İhtiyarlığınsa devası yokmuş.

tamam clean girl tamam Nejat İşler tamam Teoman tamam annesinin ölümüne ağlamayan adam

“o ruhta bir şeyler buldum ve bir kitap gibi okudum.”

*** "Ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir."

Fakat herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir.

"Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum."

İnsan hiçbir zaman hayatını bütünüyle değiştiremez, birdenbire başka biri olamaz.”

"İnsan, hayatın kesin bir anlamı olmadığını kabul ettiğinde, ilk kez gerçekten özgür olmaya başlar. Belki de huzur; her şeyi kontrol etmekte değil, hayatı olduğu gibi kabul edebilmektedir..

bugün kendime meursault kadar yabancıyım.

İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir…

bunu okuyarak paris'in pis sokaklarında gezme deneyimini yaşayabilirsiniz.
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”
“İnsan eninde sonunda her şeye alışır.”
“Başkalarından daha erken ölecektim, orası aşikârdı. Ama herkesin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez.”
“Kendimi suçlu hissetmiyorum, ama keşke farklı davranabilseydim diyorum bazen.”
“Bir insanın normal olabilmek için ne kadar çaba sarf ettiğini kimse bilmez.”
“İnsan, anlaşılmadığını fark ettiği an yalnızdır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş