
Kimileri, "Sev beni!" diye bağırır, ötekiler, "Sevme beni!" diye. Ama en kötü ve en mutsuzu olan bir bölümü de, "Sevme beni, yine de bana sadık kal!" diye.

Düşüş, Albert Camus'nün suçluluk, ikiyüzlülük ve modern insanın kendini yargılama biçimleri üzerine kurduğu yoğun romanlarından biridir. Anlatı, bir itiraf havası içinde ilerler ve okuru anlatıcının sözlerine hem yaklaşmaya hem de mesafe koymaya zorlar. Camus, burada ahlaki kesinliklerin ne kadar kolay sarsılabildiğini sakin ama rahatsız edici bir tonla gösterir.
Albert Camus'nün Düşüş'te kurduğu dünya, dış olaylardan çok bilinç, hafıza ve savunma mekanizmaları üzerinden işler. Roman, insanın kendini masum görme ihtiyacı ile başkalarını yargılama alışkanlığı arasındaki gerilimi açığa çıkarır. Düşüş, Camus'nün daha geniş varoluşçu ve ahlaki sorularına kısa, yoğun ve keskin bir kapı aralayan metinlerden biri olarak okunabilir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Kimileri, "Sev beni!" diye bağırır, ötekiler, "Sevme beni!" diye. Ama en kötü ve en mutsuzu olan bir bölümü de, "Sevme beni, yine de bana sadık kal!" diye.