Okuma

Albert Camus'ye Nereden Başlamalı?

· 6 dk okuma

Bir yazara en ünlü kavramından başlamak akla yatkın görünür; Albert Camus söz konusu olduğunda bu bir tuzaktır. Absürt üzerine yazdığı deneme, romanlarını okumuş birine bambaşka konuşur; sırayı ters çevirirseniz elinizde soyut bir terim yığını kalır. Neyse ki külliyatın çekirdeği kısa: 1913'te Cezayir'de yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan, 1957'de kırk dört yaşında Nobel alan ve 1960'ta bir araba kazasında ölen Camus'nün dört temel kitabı toplamda bin sayfa etmez. En uzunları bile üç yüz sayfa civarında kalır; mesele hacim değil, hangi kapıdan girileceği.

Absürdün tek cümlelik tarifi şu: İnsanın dünyadan anlam talep etmesiyle dünyanın bu talebe kayıtsız kalması arasındaki çatışma. Camus bu çatışmayı önce bir karakterde, sonra bir şehirde, en sonunda çıplak düşüncede sınadı. Verimli okuma sırası da tam olarak bu üçlünün izinden gidiyor; kapanışa da bir dipnot saklıyoruz.

Camus'ye nereden başlanır: Yabancı (1942)

Cevap net: Yabancı. Yüz on sayfalık roman tek oturuşta biter ve Camus'yü yirmi dokuz yaşında, savaşın ortasında üne kavuşturmuştur. Kahramanı Meursault, annesinin cenazesinde ağlamayan, ertesi gün denize girip komedi filmine gülen bir Cezayirli büro memurudur; ikinci yarı, bu kayıtsızlığın mahkeme salonunda adım adım suç deliline dönüştürülmesini izler. Roman iki eşit bölüme ayrılır; ikincisi, ilkinin yeniden yargılanmasıdır. İlk cümlesi — annesinin öldüğünü bildiren telgraf — dünya edebiyatının en çok anılan açılışlarından. Plajdaki öğle güneşi sahnesini okuduktan sonra absürt için tanıma ihtiyacınız kalmaz; Camus kavramı tarif etmek yerine hissettirir; zaten romanı, aynı yıl çıkacak denemesiyle bilinçli bir çift olarak tasarlamıştı.

İkinci adım: Veba (1947)

Oran şehrinde önce fareler ölmeye başlar, sonra kapılar kapanır. Veba boyunca Doktor Bernard Rieux, kazanamayacağını bile bile hasta sayar, kayıt tutar, serum taşır; Camus'nün başkaldırı dediği tavrın romanı budur ve yazar, kitabı kurarken 1941-42'de bizzat Oran'da yaşamıştı. 1947'de yayımlandığında hikâye Nazi işgalinin alegorisi olarak okundu; bugün herhangi bir salgını, herhangi bir kuşatmayı aynı kesinlikle anlatabilmesi kitabın en tekinsiz yanı. Kapılar romanda aylar boyunca kapalı kalır; Camus bu kuşatmayı günlük tutar gibi, tarih düşe düşe anlatır. Yabancı'nın tek kişilik sorusu burada bir şehrin ortak sorusu haline gelir.

Felsefi omurga: Sisifos Söyleni (1942)

Sıra denemede. Sisifos Söyleni, Yabancı ile aynı yıl yayımlandı ve gerçekten ciddi tek felsefe sorununun intihar olduğu iddiasıyla açılır. Camus, tanrıların sonsuza dek kaya yuvarlamaya mahkûm ettiği Sisifos'u bu sorunun karşısına diker ve metni beklenmedik bir hükümle kapatır: Sisifos'u mutlu saymak gerekir. Metnin sonundaki ek ayrıca bir sürpriz: Kafka üzerine, umutla absürdü tartışan bir inceleme. İki romanı okumuş biri için bu cümle slogan değil adres tarifidir; denemedeki her örnek Meursault'yu ve Rieux'yü yeniden aydınlatır.

Ustalık dönemeci: Düşüş (1956)

Camus'nün tamamladığı son roman Düşüş, Amsterdam'ın liman semtindeki Mexico City adlı barda geçer. Eski Parisli avukat Jean-Baptiste Clamence, günlere yayılan bir monologla hayatını hiç konuşmayan bir muhataba anlatır; kitap boyunca yalnızca onun sesini duyarız. İtiraf gibi başlayan anlatı adım adım suçlamaya döner ve Seine kıyısında bir gece duyduğu sesin hikâyesi anlatının merkezine oturur. En az teselli veren Camus budur; rotanın sonuna saklanması bundan. Yıllardır kavgalı olduğu Sartre bile ölümünün ardından bu kitabı onun en güzel ve en az anlaşılmış romanı diye anacaktı.

  • Yabancı — bir akşam: absürdü bir karakterin gözünden görün.
  • Veba — bir hafta: aynı soruyu şehir ölçeğinde izleyin.
  • Sisifos Söyleni — acele etmeden: kavramın çıplak hali.
  • Düşüş — hazır hissedince: en rahatsız edici olanı.

Pratik bir ölçü: Yabancı'yı bitirdiğinizde Meursault'yu anlaşılmaz bulduysanız Veba'ya geçin; ona hak verdiyseniz doğrudan Sisifos Söyleni'ni açın. İki yol da eninde sonunda Düşüş'teki bar taburesine çıkar. Rota bittiğinde devam etmek isteyene bir dipnot: 1960'taki kazada arabadan çıkan çantada bitmemiş bir roman taslağı vardı; Cezayir çocukluğunu anlatan İlk Adam ancak 1994'te yayımlandı ve Camus'nün en kişisel sayfalarını içerir.

Felsefe ve düşünce rafında Camus'nün komşularını keşfedin.

#albert camus #nereden başlamalı #felsefe

İlgili yazılar

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?