
belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir.

İvan İlyiç'in Ölümü, ağır bir hastalığın gölgesinde kendi hayatına yeniden bakmak zorunda kalan bir yargıcın iç dünyasına yaklaşır. Lev Tolstoy, İvan İlyiç'in ölüme doğru ilerlerken yalnız bedeniyle değil, toplumla ve benimsediği düzenle de hesaplaşmasını anlatır. Gündelik saygınlık, mesleki konum ve alışılmış ilişkiler, ölüm ihtimali yaklaştıkça güven veren çerçeveler olmaktan çıkar.
Romanın atmosferi büyük olaylardan çok monologlar ve iç diyaloglarla yoğunlaşır. Hastalık odası, dış dünyanın olağan akışı sürerken İvan İlyiç'in giderek yalnızlaştığı bir düşünce alanına dönüşür. Tolstoy, yaşam ile ölüm arasındaki karşıtlığı soyut bir tartışma olarak bırakmaz; kişinin sürdürdüğü hayatın gerçekten kendisine ait olup olmadığı sorusunu her sessizlikte daha belirgin kılar.
On dokuzuncu yüzyıl sonu Rusya'sında aristokrasiye özenen orta sınıfa yönelen eleştiri, kahramanın kişisel korkusuyla iç içe geçer. Kısa hacimli anlatı, ruhsal çözümlemeye ağırlık vererek Tolstoy'un geniş tarihsel romanlarından farklı bir ritim kurar. İvan İlyiç'in Ölümü'nün sarsıcılığı, ölümü uzaktan seyredilen bir son değil, hayatın değerini ölçmeye zorlayan yakın ve sessiz bir varlık hâline getirmesinden doğar.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir.

Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam,bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?

Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?

Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir. Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir..

“niye açıklama yapıyorum ki,sanki anlayacak" diye geçirdi içinden.

Git gide artan bir ruhsuzluk! Tepeye tırmandığını zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum...

"Onca insanın yaşadığı şu koca kentte,onca eş dost arasında, ne denizlerin dibinde, ne de toprağın binlerce metre altında bir benzeri daha bulunamayacak korkunç bir yalnızlıkla yüzü divanın arkalığına dönük yatarken, yalnızca geçmişin hayaliyla yaşıyordu."

🔸"Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?" 🔸“Allah rızası için bırakın beni de rahat öleyim…” 🔸“Hepimiz ölüp gideceğiz. Ne diye yardım etmekten yüksünelim…” 🔸Niye açıklama yapıyorum ki, sanki anlayacak!

Yaşam ve ölüm! İşte o kadar! Yaşıyordum bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyorum.

Bir insan Tolstoy okumadan ölmemeli. O kadar güzel anlatıyor ki insan duygu ve düşüncelerini... Bayılıyorum bu adamın kitaplarına. Bir adamın hayatını, ölüm korkusunu, ölümü beklerken yaşadığı hayatı sorgulamasını anlatıyor. "İvan İlyiç'in hayatı çok sıradan ve basitti bu nedenle de çok korkunçtu." cümlesiyle aklıma kazındı kitap. Kesinlikle öneririm. Okuyun
“Ölüm uçurumunun kenarında yalnız başına, yanında bir anlayıp acıyanı olmadan böyle yaşamaktı kaderi...”
“Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam., bilinçli seçtiğim hayat yanlışsa?”
“📍“Hayatın bu kadar anlamsız, bu derece çirkin olması imkansızdı." 📍“Yolculukta bazen, tren geri geri giderken ileri gittiği sanılır, sonra birdenbire gerçek yönün farkına varılır." böyle olmuştu.”
“Başucundakilerden biri, - Bitti! dedi İvan llyiç duydu bu söyleneni, ruhunda aynı şeyi yineledi. “Ölüm bitti,” dedi içinden, “ben yokum artık”. Havayı içine çekti, soluğunun yansında durdu, gerindi,öldü.”
“Hayatının sonunda, doğru yaşamadığını anlamaktan daha büyük bir acı yoktur.”
“Ne demekti bu? Neden böyle oluyordu? Olamaz, yaşamın bu denli anlamsız, bu denli çirkin olması olanaksız! Yaşam, bu derece çirkin, bu derece anlamsızsa, bu ölmek için bir neden olabilir miydi? Hem de böyle acı çekilerek?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş