
Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyordu...

Savaş ve Barış, Lev Tolstoy'un bireysel hayatlarla tarihin büyük hareketlerini aynı anlatı içinde buluşturduğu dev romanıdır. Napolyon savaşları döneminde Rus aristokrasisinin aileleri, aşklar, kayıplar, siyasi çalkantılar ve savaşın yıkıcı gerçekliği içinde değişir.
Tolstoy, Savaş ve Barış'ta yalnızca tarihi olayları anlatmaz; Pierre, Andrey ve Nataşa gibi karakterler üzerinden insanın anlam, mutluluk, sorumluluk ve ölüm karşısındaki arayışını inceler. Romanın genişliği, savaş meydanlarından balo salonlarına, aile içi sessizliklerden felsefi sorgulamalara kadar uzanır. Bu eser, klasik romanın hem panoramik hem de derinlikli olabileceğini gösteren büyük örneklerden biridir.
Bookspace topluluğundan 37 gönderi

Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyordu...

Acıya insanların neden olduğunu düşünme. İnsanlar, onun aletidir."

Okuduklarının yarısını anlamıyordu, sadece çok uzun süredir ona acı veren şeyi bir dakikalığına da olsa düşünmemek için okuyordu.

Orada ne var? Kim var? Orada, boşluğun, ağacın, güneşin aydınlattığı çatının ardındaki ne? Kimse bilmez ama herkes bilmek ister; insan bu çizgiyi geçmeye korkar ama geçmek ister ve bilir ki er geç onu geçmek, orada, çizginin diğer tarafında ne olduğunu öğrenmek zorunda kalacak, orada, ölümün öte tarafında ne olduğunu kaçınılmaz olarak öğrenmek zorunda kalacağı gibi...

“Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.”

Hissedileni sözlerle ifade etmek mümkün değilse konuşmaya ne gerek var?

Okuduklarının yarısını anlamıyordu, sadece çok uzun süredir ona acı veren şeyi bir dakikalığına da olsa düşünmemek için okuyordu.

Yiyordu, içiyordu, uyuyordu, uyanıyordu ama yaşamıyordu.

Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.

Sana da oluyor mu? dedi. Artık hiçbir şey olmayacakmış, iyi olan her şey geçmişte kalmış gibi geliyor mu?

“Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.”

Biz hem kurtların doymasını, hem de koyunların sağ kalmasını istiyoruz...

İnsanları bize yaptıkları iyilikler kadar değil bizim onlara yaptığımız iyilikler kadar severiz.

Ne kadar çok günah işliyoruz, ne kadar çok aldatıyoruz ve bütün bunlar ne için?

“Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.” “Basit bir kalbin sessizliği, savaşlardan daha güçlüdür.”

Yiyordu, içiyordu, uyuyordu, uyanıyordu; ama yaşamıyordu.

Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.

“Çarın yüreği Tanrı’nın elindedir.” derler. Oysa Çar, tarihin kölesidir.

Okuduklarının yarısını anlamıyordu, sadece çok uzun süredir ona acı veren şeyi bir dakikalığına da olsa düşünmemek için okuyordu.

Okuduklarının yarısını anlamıyordu, sadece çok uzun süredir ona acı veren şeyi bir dakikalığına da olsa düşünmemek için okuyordu.

Ben hayatta sadece iki tane gerçekten kötü olan şey biliyorum: vicdan azabı ve hastalık. İyi olan tek şey de bu kötü şeylerin olmaması.

Yiyordu, içiyordu, uyuyordu, uyanıyordu ama yaşamıyordu...

Her şeyi anlamak, her şeyi affetmek demektir.

Belki de yarın ölecekler, neden ölümden başka bir şey düşünüyorlar.