
“Sessiz değilsin;büyük bir gürültünün içindesin,duymuyorlar.”

Beyaz Geceler, Fyodor Dostoevsky'nin yalnızlık, hayal kurma ve karşılıksız duygu temalarını zarif bir yoğunlukla işlediği unutulmaz kısa romanıdır. Kentin gece atmosferi, içe kapanık bir anlatıcının duygusal dünyasıyla birleşir; eser, büyük olaylardan çok bir ruh halinin kırılgan iniş çıkışlarına odaklanır.
Fyodor Dostoevsky burada okuru insanın sevilme ihtiyacı, umutla kendini kandırma eğilimi ve gerçek hayatla düşler arasındaki mesafe üzerine düşündürür. Beyaz Geceler, romantik edebiyatı psikolojik derinlikle okumak isteyenler için güçlü bir metindir; sade görünen yapısının altında, kısa bir karşılaşmanın insan belleğinde nasıl uzun bir yankıya dönüşebileceğini gösterir.
Bookspace topluluğundan 63 gönderi

“Sessiz değilsin;büyük bir gürültünün içindesin,duymuyorlar.”

Senin elin soğuk,benimki ateş gibi yanıyor.Ne kadar körsün,Nastenka!

“Böylesine güzel bir gökyüzü altında gerçekten kötü insanlar, huysuz ve güvenilmez insanlar nasıl var olabilir?”

Baksanıza, yirmi altı yaşına gelmişim, ama bir tek sevgilim olmamış. Nasıl olur da imali ve incelikli konuşabilirim? Her șeyin apaçık ortada olması sizin icin de daha iyi... Yüreğim konuşurken ben susmayi beceremem. Neyse, fark etmez... inanabiliyor musunuz, tek bir kadın bile, hiç olmadı, hiç! Tanıdığım bile yok! Her gün, sonunda bir an gelecek ve biriyle tanışacağım diye düş kuruyorum. Ah, bir bilseniz böyle kac kez âsik oldum!.. - İyi ama nasıl olur? Hem kime?.. -Hickimseye, bir ideale, uykumda beliren bir düse. Hayallerimde dört başı mamur aşk maceraları canlandrdığım olur. Ah. beni hiç tanımıyorsunuz!

"gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: nasıl oluyor da böyle göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?"

Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur.

"Yüreğim konuşurken ben susmayı beceremem."

Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?

Size söyleyeceğim şeyi iyi dinleyin: bana sakın aşık olmayın. Bana inanın bu mümkün değil. Dostluk derseniz ben hazırım bakın elimi uzatıyorum size... Ama sevmek olmaz, asla olmaz.

nastyenka sen nasıl bi hainsin

...sırf bunun için yaratılmadı mı o Bir anlığına da olsa Yakın olmak için senin yüreğine?.. İ.Turgenyev

Kelebek ömürlü güzelliğin bu kadar çabuk solduğunu; kış güneşi misali aldatıcı ışığının bu kadar çabuk karardığını görüp üzüleceksiniz.. 🍂

En güzel yıllarımı heba etmiştim! Artık bunun farkındayım ve fark etmiş olmaktan acı duyuyorum…
“Bana aşık olmadığınız için çok seviyorum sizi" "Bana aşık olmadığınız için biraz üzülüyorum" Beyaz Geceler-Nastenka Nastenka adama değil, onun sunduğu geçici güvenliğe bağlanıyor. Duygusal olarak olgunlaşmamış bir kadın🙆♀️

Niçin insanlar birbirilerine karşı açık yürekli davranmıyor? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor. Bütün düşündüklerini açıklamiyor? Nedense herkes olduğundan daha sert görünmek istiyor. Duygularını hemen açığa vurursa altta kalacakmış, kendisine önem verilmeyecekmiş gibi korkuya kapılıyor…
En güzel yıllarımı nasıl da berbat ettiğimi şimdi her zamankinden daha iyi anlıyorum.

Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?"

Biliniz ki, yanlış insana duyulan sevgi çabuk unutulur...

Niçin insanlar birbirilerine karşı açık yürekli davranmıyor? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor. Bütün düşündüklerini açıklamiyor? Nedense herkes olduğundan daha sert görünmek istiyor. Duygularını hemen açığa vurursa altta kalacakmış, kendisine önem verilmeyecekmiş gibi korkuya kapılıyor…

Çünkü elinden kayıp gidenler, bütün o yitirdiklerin aslında bir hiçlikten ibaret, saçma, yusyuvarlak bir sıfır, yalnızca ve yalnızca kafandaki hayaller!

"Geri dönüşsüz biçimde geçmiş olanın ahengiyle kendi şimdimi inşa etmeyi seviyorum."

"Bu kadar fazla açıldığıma, içimi döktüğüme, kitap gibi konuştuğuma pişmandım. Karşımdakinin beni anlayacağından emin olmadan ne diye açılmıştım?"

"Kasvetli, yağmurlu, karanlık bir gündü, tıpkı yaklaşan yaşlılığım gibi."

“Yıllar ne çabuk geçiyor…” demekten başka çare yok. Bu kez yeni bir soru karşınıza dikiliveriyor: “Peki ama, geçen yıllar, ömrün en iyi yılları ne olacak?... Yaşadın mı, yoksa yalnızca yaşadığını mı sandın?... ”