
Seni okumak beni yoruyor

İyilik, onu tanımayan bir toplumun içinde nasıl görünür? Fyodor Dostoevsky, Budala'da bu soruyu kötülük bilmezliği yüzünden küçümsenen Mışkin'in çevresinde büyütür. On dokuzuncu yüzyıl Rusya'sının çalkantılı dünyasında soylular, düşkünler, sarhoşlar ve tutkulu kişiler onun açıklığıyla karşılaşır. Mışkin'in iyi niyeti çevresindeki değerleri sakinleştirmekten çok açığa çıkarır; kimin merhameti zayıflık, kimin fedakârlığı üstünlük saydığı belirginleşir.
Romanın sevgi anlayışı alışılmış romantik dengelere sığmaz. Kaynakta vurgulandığı gibi acımak, kendini karşısındakine layık görmemek ve onun mutluluğu için özveriye yönelmek, kişiler arasındaki bağları yoğunlaştırır. Bu duyguların sevgi mi, tutku mu yoksa kurtarma isteği mi olduğu sürekli tartışmaya açık kalır. Dostoevsky böylece ideal insan düşüncesini kusursuz bir örnek olarak sergilemek yerine, gündelik çıkarların ve yaralı arzuların ortasına bırakır.
Budala'nın enerjisi, birbirini çeken ve iten ruh hâllerinden gelir. Karakterler yalnız fikirleri temsil etmez; tutkuları, gururları ve acılarıyla Mışkin'in şefkatini farklı yönlerden sınarlar. Okuma ilerledikçe 'budala' sözcüğü de anlam değiştirir: Saflık ile bilgelik, güçsüzlük ile ahlaki cesaret arasındaki çizgi bulanıklaşır. Bu canlı gerilim, romanı hem sarsıcı bir karakter topluluğu hem de iyiliğin dünyadaki bedeli üzerine güçlü bir sorgulama hâline getirir.
Bookspace topluluğundan 52 gönderi

Seni okumak beni yoruyor

“Senden kaçtı, çünkü seni ne kadar çok sevdiğinin farkına vardı. Senin yanında olmaya gücü yetmedi.” 📖 Budala | Dostoyevski

Anlayabilmesi için, önce kalbi olmalı insanın...

Hemen sevebileceğiniz insanlarla pek sık karşılaşamazsınız.

Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum.

yasanmasi gerekirken yasanmamis mutluluklar

“Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum.”

kalbimi açtığım kişiden saygı görmek isterim.

O başkasını seviyor... bunu unutma! Benim onu sevdiğim gibi, o da aynı şekilde başkasını seviyor.

Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız.

Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız

Her zaman iyiyimdir ve tek kötü yanımda budur. Çünkü her zaman iyi olmak kadar kötü bir şey yoktur.

Bazı anlar vardır ki, bir insanın bütün bir ömrü boyunca yaşadığı her şeyi bir saniyeye sığdırdığı hissine kapılırız."

Senden kaçtı çünkü seni ne kadar çok sevdiğinin farkına vardı. Senin yanında olmaya gücü yetmedi. Böyledir insanoğlu, korkar.

“Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum.”

Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum.

İdam mangasının önüne çıkarıldı, dört yıl Sibirya’da yattı, bir romanını borcuna yazdı. Hayatındaki her kırılma bir kitaba döndü. Peki bu kitapları hangi sırayla okumalıyız? Altı kitabın sırasını yazdık. 🔗 bookspace.co/tr/blog/dostoyevskinin-hayati-ve-okuma-sirasi

Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum."

Kibarlık, zariflik insanın içinden gelir.

Hiç olmazsa bir kişiyle kendi kendimle olduğu gibi her şeyi konuşabileceğim.

Ah, ne çok şey istiyordum! Ama şimdi hiçbir şey istemiyorum! İstemek de istemiyorum! Böyle bir söz verdim kendime, artık hiçbir şey istemeyeceğim. Varsın bensiz arasınlar gerçeği!

Bu dünyada o kadar çok 'budala' var ki, bazen gerçekten dürüst ve iyi olmanın sadece bir hastalık olduğunu düşünüyorum."
Hala budala bitmedi ama arada 4 kitap bitti

kolomb amerika'yı bulduğunda mutlu olmadı, ararken mutluydu
“Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimleymişim gibi her şeyi konuşmak istiyorum.”
“Aslında kalın kafalılık her işadamı için olmasa bile, en azından para sahibi olmayı ciddi olarak düşünen herkes için zorunlu bir özelliktir.”
“hayatım bir dakikasının bile parayla ölçülemeyecek kadar değerli olduğunu,kimi zaman beş dakikanın bir hazineden bile çok değerli olduğunu anlatmak istediniz.”
“Her dakikasıyla benim olan bir hayat!.. her dakikasını 100 yıl yapardım, bir anını boşa harcamazdım, her dakikasını hesapla kullanırdım, bir dakikasını bile değerini bilirdim!”
“Cinayet işlediği için bir insanı öldürmek, cinayetin kendisinden de büyük bir suçtur. Mahkeme kararıyla öldürmek, eşkıyanın öldürmesiyle karşılaştırılamayacak kadar korkunçtur.”
“Böyle aşklar yalnız romanlarda olur... Oysa burada hepimiz gerçek ve akılı insanlarız...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş