
Baylar, yemin ederim ki, her seyi fazlasıyla anlamak bir hastaliktir; gerçek, tam manasiyla bir hastalik.

"İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüzkarası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız. Ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canlı babaların çocukları değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan. Zevk duyuyoruz bundan. Çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın yolunu bulacağız." Dostoyevski'nin Gogol etkisinden kurtularak kendi sesiyle verdiği ilk büyük yapıt olan Yeraltından Notlar, Avrupa'daki büyük varoluşçu edebiyatı müjdeleyen bir roman. Kitap, okuruna "yeraltı" diye adlandırdığı bir ruh halinden seslenen kahramanın uzun, çılgınca söyleviyle başlıyor. Ardından, bu ahlakçı, uyumsuz, dürüst kişinin yaşadığı bir aşağılanma olayı anlatılıyor. Yüz elli yıldır okunan gerçek bir başyapıt.
Bookspace topluluğundan 151 gönderi

Baylar, yemin ederim ki, her seyi fazlasıyla anlamak bir hastaliktir; gerçek, tam manasiyla bir hastalik.

"Aklı başında bir insan en çok neyden zevk duyar bilir misin? -Kendinden."

"En iğrenç en kötü pisliğin içinde bile yüce ve güzeli arardım."

"Hangisi daha iyidir, kolay elde edilmiş bir mutluluk mu, yoksa insanı yücelten acılar mı ?"

Doğru dürüst bir kadınla ne hakkında konuşulur? Cevap kendisi. Güzel bende öyle yapacağım

Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin?" Deseler... "Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme" derdim. ☕️

"bilincin fazlasi bir hastaliktir." bazen gercekten de oyle, ama bilincsizligin tedavi sayildigi toplumlar gun gectikce daha agir hasta oluyorlar.
“Sevmek acı çekmektir, başka türlü sevgi olmaz. İnsan sevdiği ölçüde acı çeker.”

" Gelişmiş, saygın bir insan kendine karşı sınırsız bir titizlik göstermeden ve kendini nefret edercesine aşağılamadan kibirli olamaz."

Fazla farkındalık bir hastalıktır.

izin vermiyorlar… iyi olamıyorum

‘’ Duvarı yıkacak gücüm yoksa onu yıkmak için kendimi parçalayacak halim yok tabii ki fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim. ‘’

Bilinçli bir durağanlığa bırakmak kendini en iyisi budur işte!

Olmam gereken yerden çok uzaktayım. Belki de yoruldum bilmiyorum. Öyle karışık, öyle yabancıyım ki bu aralar kendime bile gelemiyorum.

Kimseyle görüşmüyor, hatta insanlarla konuşmaktan kaçıyor, gittikçe daha çok köşeme çekiliyordum
Ben gerçekten kötü bir insan değilim. Ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim. Ne namuslu ne alçak ne de onurlu biriyim. Ne bir kahramanım ne de bir korkak. Ben, hiçbir şey olamadım.

İnsan bazen, bilerek ve isteyerek, kendisine zarar verecek şeyi seçer; çünkü acı çekmek bile, ona özgür olduğunu hatırlatır.”

"Hayatım boyunca şöyle birkaç kişinin suratına tokat atmadığıma da çok üzgünüm."

“ ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canhı babaların çocukları değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan. zevk duyuyoruz bundan. çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın yolunu bulacağız. ama yeter artık; "yeraltından" daha fazla yazmak istemiyorum. ancak, bu çelişkiler insanının "notları" burada bitmi-yor. Bir süre sonra dayanamadı, yazmayı sürdürdü. ama biz de burada bitirsek iyi olacak diye düşünüyoruz.”

Kalıplar, normal insanlar için iki kere ikinin dört etmesi gibi kesinlikle huzur demektir.

Sahi bir gün gelir mi o çok inandığımız günler? ✨🤍

‘’Yemin ederim ki her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır.‘’

İnsana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur.

“Ben yalnızım, çünkü herkes gibi olmaktan korkuyorum.”
“Okumaktan başka yapılacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum.”
“Evde en çok okumakla vakit geçiriyordum. Böylece içimde kabaran duyguları dış etkilerle bastırmak istiyordum. Okumak bana en uygun dış etkiydi.”
“olmam gereken yerden çok uzaktayım, belki de yoruldum, bilmiyorum. öyle karışık, öyle yabancıyım ki, bu aralar kendime bile gelemiyorum. f. dostoyevski.”
“İnsanoğlu aptal olmasa bile dehşetli nankördür. Hatta en uygunu, insanı iki ayaklı nankör bir mahlûktur diye tarif etmektir.”
“İyi midir , fena mıdır orasını bilemem ama , bazen bir şey devirip kırmanın da kendine göre tadı oluyor .”
“Umutsuzluk en yakıcı zevktir. Özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş