Okuma

Kürk Mantolu Madonna'ya Benzer Kitaplar

· 6 dk okuma

Berlin'de bir sergi salonunda, kürk mantolu bir kadının otoportresi önünde her gün aynı saatte beliren bir adam düşünün. Yıl 1920'lerin başı; adam, Havran'daki sabun işini öğrenmesi için babasının Almanya'ya yolladığı sessiz bir genç. Kürk Mantolu Madonna'nın çekirdek sahnesi budur: Raif Efendi, ressam Maria Puder'le tanışmadan önce onun kendini resmettiği tabloyla tanışır. Defterinde tabloyu Andrea del Sarto'nun Madonna'sına benzetecektir.

Sabahattin Ali'nin önce gazete tefrikası olarak yazdığı, 1943'te kitaplaşan roman bir çerçeve hikâyeyle açılır: Ankara'da bir şirkette Almanca çevirmenliği yapan, dairede kimsenin fark etmediği Raif Efendi'nin siyah kaplı defterini genç bir mesai arkadaşı okur. Bu romanı sevenlerin aradığı şey çoğu zaman entrika değildir; dışarıdan silik görünen bir insanın iç dünyasının açılması ve sesini yükseltmeden yaşayan bir aşktır. Aşağıdaki kitaplar tam o damardan.

Kürk Mantolu Madonna gibi kitaplar nasıl seçilir?

İki ölçüt koyduk. Birincisi sessiz aşk: ilan edilmeyen, çoğu zaman tek tarafın defterinde ya da mektubunda yaşayan bir bağ. İkincisi iç dünya: olay örgüsünden çok, bir bilincin kendini yavaş yavaş ele verişi. Gizli bir üçüncü ölçüt daha var: mesafe. Kürk Mantolu Madonna hikâyeyi Raif'ten değil, defteri okuyan genç meslektaştan dinletir; bu cam tabaka duyguyu ucuzlatmadan yaklaştırır. Kitap boyu da işin parçası — türün iyi örnekleri genellikle iki yüz sayfanın altında kalır, çünkü tek bir duygunun gerilimi uzun mesafede taşınmaz. Ölçütleri birden karşılayan kitap sanıldığından az; aşağıdaki dördü sınavı geçiyor.

Zweig hattı: mektupta yaşayan aşk

Sabahattin Ali ile Stefan Zweig arasındaki akrabalık bir raf ya da çevirmen tesadüfü değil, ekol ortaklığıdır. Yazar 1928-1930 arasında Almanya'da öğrenim gördü, Alman edebiyatını aslından okuyordu; Zweig'ın ustası sayıldığı psikolojik novellayı — tek bir tutkunun etrafına örülen kısa, yoğun anlatıyı — kaynağından tanıyordu. Viyana doğumlu Zweig ise 1930'larda dünyanın en çok çevrilen yazarları arasındaydı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922) bu okulun zirvesidir: Ünlü bir romancı, kırk birinci doğum gününde imzasız uzun bir mektup alır; yazan kadın onu on üç yaşından beri sevmektedir, adamsa onu hiç hatırlamamaktadır. Mektubun sahibi oğlunu yeni kaybetmiştir ve adı kitap boyunca bir kez bile geçmez. Raif'in defterinin Viyana'da yazılmış ikizi gibi okunur.

Petersburg'da dört gece, bir sabah

Beyaz Geceler (1848), Dostoyevski'nin gençlik dönemi novellası. Dostluklarını bile hayalinde kuran adsız bir 'hayalperest', bir kanal köprüsünde ağlayan Nastenka'yla karşılaşır; kız, bir yıl önce dönme sözü verip giden bir adamı beklemektedir. Dostoyevski öyküye 'duygusal bir roman' alt başlığını koymuştu; anlatıcısı, sokağındaki binalarla selamlaşacak kadar yalnızdır. Anlatının tamamı dört gece ile bir sabaha sığar, çoğu baskısı yüz sayfayı bulmaz. Uzaktan ve karşılık beklemeden sevmenin, Raif'in defterinden doksan yıl önce tutulmuş bir provası.

Türkçede kalmak isteyenlere iki durak

Yazarın bir önceki romanı İçimizdeki Şeytan (1940), Kadıköy vapurunda başlayan bir karşılaşmayla Ömer ile Macide'yi İstanbul'un aydın çevrelerine taşır; buradaki aşk daha gürültülüdür ama kendini sabote eden kararsız iç ses yine baş roldedir. İki kitap arasında ortak bir soru da köprü kurar: insan kendi hayatının seyircisi kalabilir mi? Sabahattin Ali'nin kendi sonu ise romanlarından serttir: Nisan 1948'de, kırk bir yaşında, Bulgaristan sınırı yakınında öldürüldü. Ton değiştirmek isteyenlere Tanpınar'ın 1961'de kitaplaşan Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı iyi bir sıçrama tahtası: Hayri İrdal'ın ağzından yazılmış bu ironik hatıratta iç dünya anlatısı hüzünden mizaha geçer; ortada, memleketin bütün saatlerini 'ayarlamaya' soyunmuş koskoca bir kurum vardır.

Okuma sırası önerisi: tek oturuşluk Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ile başlayın, Beyaz Geceler'le sürdürün, İçimizdeki Şeytan'la Türkçeye dönün; Tanpınar'ı ton değişikliği olarak sona koyun. Mektuptan deftere, defterden romana genişleyen bu hatta hangi kitapta Maria Puder'in portresi aklınıza düşerse, aradığınız benzerliği orada bulmuşsunuz demektir. Dördü de kısa olduğundan hattın tamamı bir aya rahatça sığar.

Sessiz aşkların rafı burada: aşk ve tutku vitrinindeki seçkiye göz atın.

#Sabahattin Ali #benzer kitaplar #Türk klasikleri

İlgili yazılar

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?