
‘’ Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır! ‘’

Fyodor Dostoevsky'nin Suç ve Ceza adlı romanı, yoksulluk, gurur, ahlak ve vicdan azabı ekseninde insan ruhunun en karanlık bölgelerine iner. Raskolnikov'un işlediği cinayet, yalnızca polisiye bir olay değil, düşünceyle eylem arasındaki uçurumun yıkıcı sonuçlarıdır.
Suç ve Ceza, Dostoevsky'nin psikolojik derinliğini ve felsefi sorgulama gücünü en yoğun biçimde taşıyan klasiklerden biridir. Fyodor Dostoevsky, suçun ardından gelen korkuyu, kendini haklı çıkarma çabasını ve arınma ihtimalini unutulmaz karakterlerle işler. Ahlaki gerilim, iç monolog ve toplumsal baskı temalarını seven okurlar için sarsıcı bir başyapıttır.
Bookspace topluluğundan 219 gönderi

‘’ Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır! ‘’

"İnsanın en büyük sırrı, yaşamak değil, yaşamak uğruna neyi yaşamaya değer bulduğudur."

“Bir katilden daha cani insanlar gördüm. Umudumuzu öldürenleri gördüm.”

"Her şey geçer... Yeter ki insan, kendisinin geçici olduğunu unutmasın."

‘’ Namuslu olmak sizi diğer insanlardan üstün yapmaz, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır. ‘’

İnsan boğulmamak için nasıl bir saman çöpüne bile sarılabiliyor!

yıllardır kafamda deli soru ve zaman zaman sürekli beni dürten bir soru diyelim buna Acaba Raskolnikov şu an da ne yapıyor ?

"İnsanın en büyük sırrı, yaşamak değil, yaşamak uğruna neyi yaşamaya değer bulduğudur."

her şey insanın elindedir ve o her şey sırf korkaklıktan kaçırır elinden…

Burada insanın en ağrına giden ne biliyor musun? Onların yalan söylemeleri değil; yalan her zaman bağışlanabilir; tatlı bir şeydir çünkü yalan, insanı önünde sonunda gerçeğe götürür. Burada insanın ağırına giden şey, onların yalan söylemeleri değil, söyledikleri yalana kendilerinin de inanmaları...

Insan bazen öyle bir sınıra gelir ki,onu aşamaz mutsuz olursun; aşarsın,bu kez belki daha mutsuz olursun!

“Namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç?Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?”

Kendini en iyi aldatabilen, herkesten daha neşeli yaşar.

Sonia : “Acı çekmek… sevmenin tek yoludur bazen.” Raskolnikov: “Ben acı çekmeyi değil, yaşamayı istedim.” Sonia: “O zaman acıyı sevmeyi öğrenmelisin

"Sırf kalp kırmamak , kendime yakışanı yapmak için cevap vermediğim herkes kendini haklı zannetti." Dostoyevski

dostoyevski okuyan erkekler>>>

Aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil; yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.

🤍

Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım. Bir de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini.İnsanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini!

"herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı. çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir."

Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!

"- Utanıyor gibiydi, gözlerini kaldırıp Raskolnikov'a bakamıyordu; başını başka bir yana çevirmiş, kımıldamadan duruyordu. Sıtma titremesi devam ediyordu. Eğri şamdanda çoktan sönmeye yüz tutan mum, bu perişan odada, bu ölümsüz kitabı okumak için çok tuhaf bir biçimde bir araya gelen bu katille fahişeyi donuk bir biçimde aydınlatıyordu. "

İnsanın en ağırına giden ne biliyor musun? Onların yalan söylemeleri değil; yalan her zaman bağışlanabilir; tatlı bir şeydir çünkü yalan, insanı önünde sonunda gerçeğe götürür. Burada insanın ağrına giden şey, onların yalan söylemeleri değil, söyledikleri yalana kendilerinin de inanmaları…

Ne tuhaf oluyor şu insanlar!