
İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar..

Kürk Mantolu Madonna, dışarıdan silik ve sıradan görünen bir insanın içinde ne kadar büyük bir hayat saklanabileceğini sorar. Sabahattin Ali, küçük bir memur olarak tanınan Raif Efendi'nin sessizliğinin ardına bakarken okuru onun gençlik yıllarına götürür. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından aile işiyle ilgili eğitim görmek üzere Berlin'e gönderilen Raif, yabancısı olduğu şehirde çevresine karışmakta zorlanır. Kitaplar ve düşler, onun kendini koruduğu başlıca alanlardır. Bir sergide karşılaştığı kürk mantolu kadın portresi ise bu kapalı dünyanın yönünü değiştirir.
Romanın merkezinde yalnızca bir aşk değil, görülme ve anlaşılma ihtiyacı da vardır. Raif'in portrede sezdiği güçlü, gururlu ifade ile kendi çekingenliği arasındaki karşıtlık, anlatının psikolojik gerilimini besler. Bu soru, anlatının bütün katmanlarında sessizce varlığını korur. Sabahattin Ali, kahramanını büyük sözlerle açıklamak yerine suskunlukları, uzaklıkları ve içe çekilişi üzerinden kurar. Böylece okuma deneyimi, bir insanı günlük hayattaki görünüşüne göre yargılamanın neyi eksik bırakabileceği üzerine yoğunlaşır. Hüzünlü atmosferine rağmen metnin asıl gücü, Raif Efendi'yi tek bir duyguya indirgemeden iç dünyasının katmanlarını görünür kılmasındadır.
Bookspace topluluğundan 342 gönderi

İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar..
• "Hepimiz birer hayal kırıklığıyız. Hepimiz birer yarım kalmış hikayeyiz."

Sevmek, bazen sadece susarak yanında kalabilmektir.”

"Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin."

• "Bazı insanlar vardır, öyle bir girerler ki hayatınıza... Çıkınca bomboş kalırsınız."

‘’İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı.”

"İnsan bazen yalnızlığı, yanlış kalabalıklara tercih eder."

İnsanların seni sevmesini istiyorsan, onlara kendilerinden bahset. Ama gerçekten dinlemeye hazır ol, çünkü her insanın içinde anlatılmamış bir roman saklıdır.

"Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı."

“İnsanın içinde fırtınalar koparken dışarıdan sessiz görünmesi ne garip.”

Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım..

Uzun zaman sonra yarım bıraktığım bir kitabı okuduktan sonra ana karaktere hak vermek yerine küfredip, kızıp, tükürdüm 😅 ne yaşadım ya ben öyle 😂
• "İnsanlar seni anlayamayınca kızma. Çünkü sen çok derinlerde bir yerde yaşıyorsun. Orası karanlık ve soğuk ama senin vatanın orası."

İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı.

"İnsanın ruhunu bir şeye bağlaması ne kadar güç, bağladıktan sonra ondan kopması ne kadar daha güçtür."

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı,gene aynı şekilde,fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.

“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.” (s.181)

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir ruhum bulunduğunu öğrettin.

“Herkesin içinde sakladığı, kimseye göstermediği bir tarafı vardır.”

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna kitabının sonlarına doğru şöyle der: "Insan, insanın sadece sevgisine ve alakasına muhtaç."
• "İçimde öyle bir boşluk vardı ki, oraya sığdıramayacağım hiçbir şey yoktu. Fakat oraya koyduğum hiçbir şey de yerli yerinde durmuyordu."

Sevmek çok mu zordur, Yoksa insan kendini sevmekten mi korkar, Kendini sevmeyen başkasını da sevemez derler, “Belki de mevzu kimsenin sevmeyi bilmemesidir.”

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
“Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünürüm.”
“Burada sadece baktığını sahiden gören bir göz değil, gördüğünü bütün incelikleri ile tespit etmesini bilen bir hüner de vardı.”
“Bir insanın bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”
“Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?”
“Tesadüf seni ölüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir ruhum bulunduğunu öğrettin.”
“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş