
Ancak kimsesiz çocuklar böylesine bir tutkuyu derinlerinde saklarlar. Ötekilerse başkalarıyla paylaşıp hislerini yıpratırlar. Günaydın

Ünlü yazar R., doğum gününde kendisine gönderilmiş uzun bir mektup alır. Stefan Zweig'ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu anlatısında imzasız metnin sahibi, çocukluğundan beri R.'ye duyduğu ve yıllar boyunca karşılık bulmayan bağlılığı anlatır. Aynı apartmanda başlayan hayranlık, kadının yetişkinliğinde de hayatının merkezinde kalır; buna karşılık R. onu farklı karşılaşmalarda tanımaz ve ortak geçmişlerinin izlerini hatırlamaz. Mektup, iki kişinin aynı ilişkiyi ne kadar farklı yaşayabildiğini adım adım ortaya çıkarır.
Zweig olayları bütünüyle kadının sesiyle aktararak anlatıyı hem itiraf hem son bir tanıklık hâline getirir. Yoğun duyguların ardında sınıf farkı, görünmezlik, hafıza ve tek taraflı idealizasyon gibi meseleler bulunur. Kadın kendi seçimlerini açıklarken sevgisinin fedakârlık mı, saplantı mı olduğu sorusunu da açık bırakır. R.'nin sessizliği ve unutkanlığı, mektubun her bölümünde daha ağır bir karşılık kazanır. Akıcı cümleler ve giderek daralan zaman duygusu, okuru anlatıcının iç dünyasına yaklaştırırken onun kendisini neden yıllarca gizlediğini de düşündürür. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, sevilmekten çok hatırlanmak isteyen bir insanın sesini merkeze alan, aşkın eşitsizliği üzerine sarsıcı bir psikolojik anlatıdır.
Bookspace topluluğundan 95 gönderi

Ancak kimsesiz çocuklar böylesine bir tutkuyu derinlerinde saklarlar. Ötekilerse başkalarıyla paylaşıp hislerini yıpratırlar. Günaydın

Belki arkadaşlar da gelir, çelenk getiriler ama bir tabutun üzerindeki çiçek neye yarar?

“Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağırsan birden ayağa kalkıp sana gelecek gücü bulurdum.”

Ama sevgilim, kendimi ne zaman sende bütünüyle ve sonrasız olarak yitirdiğimi hâlâ gününe ve saatine kadar hatırlıyorum.

Sadece senin yanında yalnız değildim; senin dışındaki her yerde kendimi kaybolmuş hissediyordum.

'İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur...'

ne anlamı var ki bir tabutun üstündeki çiçeklerin?

‘’ Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? ‘’

Unutulan olmak, sevmekten vazgeçmekten daha acı değildir belki ama daha sessizdir.

"beni hiç tanımamış olan sana"

Bir insanı gerçekten sevmek, onun seni hiç tanımadığı hâlde, hayatının anlamı olmasına razı olmaktır.”

Ne sana ait bir söz ne de hatıramda bir anı. Yanımda adın geçse bir yabancı umursamazlığıyla başımı bile çevirmem.

"Seni son saatimi paylaşmak için çağırmak istiyorum, sen adımı ve yüzümü bilmeden çıkıp gidiyorum. İçim rahat ölüyorum, çünki sen o ölümü uzaktan hiss edemezsin. Ölmem sana acı vericek olsaydı o zaman ölmezdim sevgilim"

"Sana, beni asla tanımamış olan sana. " - "Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağrsan, birden ayağı kalkıp sana gelecek gücü bulurdum."

“bütün dünya benim için yalnızca seninle ilintili olduğu ölçüde varlık kazandı”

Bir insanı bu kadar çok sevmenin ne büyük bir yalnızlık olduğunu sen bilemezsin. Okuyun yorumunuzu merak ediyorum.

‘’ Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de kendisine acınmasını da teselli edilmeyi de istemez. ‘’

“Beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”

Bir insanı gerçekten sevmek, onun seni hiç tanımadığı halde hayatinin anlamı olmasina razı olmaktır...

Öldüğümde duyacaksın bu vasiyetimi. Hep seni beklemiş, seni herkesten çok sevmiş, ancak hiç sevilmemiş,hiç çağırılmamış o kadının sözlerini….

bugun benimle gelenlerden biri ☕️🫰 digeri de "korku " ...

İçinde her şey susmuş, kalbinin manalı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli bir saat gibi ölmüştü .

"Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de kendisine acınmasını da teselli edilmeyi de istemez."

Ve insanlar arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.
“…ama bir tabutun üzerindeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki?”
“Sana,beni asla tanımamış olan sana.”
“sen ikili bir hayat yaşıyordun, bir yönüyle aydınlık, tamamen dünyaya açık bir yüzey, öteki yönüyle ise çok karanlık ve sadece senin bildiğin bir yüzey”
“ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de kendisine acınmasını da teselli edilemeyi de istemez.”
“Seni henüz tanımamama rağmen, sonrasında bütün akşam boyunca seni düşünmeden edemedim.”
“Çünkü acı, gidenin değil kalanın hikayesidir. Ve hikaye kalanlara aittir..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş