Kitap İpuçları

Sabahattin Ali'ye Nereden Başlamalı?

· 5 dk okuma

Sabahattin Ali denince akla tek bir kitap gelir. Kürk Mantolu Madonna'yı duymayan yok; ama arkasındaki iki roman, beş öykü kitabı ve bir şiir defteri çoğu okur için karanlıkta kalıyor. Oysa bu külliyat kalın değil: 1948'de kırk bir yaşında öldürüldüğünde geride bıraktığı her şey birkaç haftada bitiyor. Mesele hangi kitabın iyi olduğu değil; hangisiyle girdiğinde diğerlerini de okumak istediğin.

Önce Madonna'yı oku

Kürk Mantolu Madonna 1943'te kitap oldu ve yıllarca sessiz kaldıktan sonra son on yılın en çok okunan Türkçe romanı hâline geldi. Anlatıcı, iş yerindeki silik memur Raif Efendi'nin ölümünden sonra onun defterini okur; defterde Berlin'de bir sergide gördüğü tabloyla ve tablonun sahibi Maria Puder'le başlayan hikâye vardır. Doğru başlangıç olmasının sebebi konusu değil, dili: süssüz, kısa cümleli, altını çizmeye çağıran bir Türkçe. İki yüz sayfayı geçmez, bir gece yetiyor. Sonunda kalan duygu hüzünden çok anlaşılmışlık olur; o an geldiyse geri kalanını da okursun. Madonna'nın neden hâlâ herkesi etkilediği üzerine ayrı bir yazımız, benzer damardan devam etmek isteyene psikolojik derinliği olan romanlar listemiz var.

Öyküleri atlama

Sabahattin Ali'yi usta yapan şey öyküleridir; çoğu okur burayı atlar. Dört kitap, dört ayrı ton. Sırayla okumak şart değil, hangisi eline gelirse oradan gir.

  • Değirmen, 1935: İlk öykü kitabı. Anadolu kasabasının memurları, jandarması, susmayı öğrenmiş insanları. Madonna'nın melankolik âşığından çok daha öfkeli bir yazarla karşılaşırsın; kitaba adını veren öykü bir değirmende çalışan sağır bir gencin çevresinde kurulur.
  • Kağnı, 1936: Adını veren öykü, oğlunun ölümünü kanıtlayamayan bir köylü kadının kağnısıyla kasabaya inişini anlatır. Kitabın en sert ve en kısa metinlerinden biri; bürokrasinin bir insanı nasıl yorduğunu tek bir yolculukta gösterir.
  • Ses, 1937: Sesi güzel diye köyünden çıkarılan bir adamın hikâyesi. Yeteneğin insanı nasıl kurtarmadığı üzerine on sayfada anlatılmış bir ders. Dördünden birini seçeceksen bu.
  • Yeni Dünya, 1943: Kürk Mantolu Madonna ile aynı yıl çıktı ve tamamen onun gölgesinde kaldı. Kırk iki ayrı baskısı olmasına rağmen külliyatın en az konuşulan kitabı.

Sonra Anadolu'ya in: Kuyucaklı Yusuf

Dile alıştıysan ilk romana geç. Kuyucaklı Yusuf 1937'de çıktı. Anası babası öldürülen Yusuf'u kasabanın kaymakamı evine alır; Yusuf, Muazzez'le birlikte büyür ve kasaba eşrafının çürümüşlüğüyle çarpışır. Madonna içeriden yaralıyorsa bu roman dışarıdan yaralar: mesele bir adamın hüznü değil, bir düzenin işleyişi. Sabahattin Ali'nin en Anadolu romanı budur ve kasabayı arka plan değil, bir karakter gibi kurar. Aynı damardan devam etmek istersen mutlaka okunması gereken Türk romanları ve çağdaş Türk edebiyatı listemiz işini görür.

İstanbul'a dön: İçimizdeki Şeytan

İçimizdeki Şeytan 1940'ta yayımlandı ve okuru köyden aydın çevrelerine taşır. Roman, vapurda Macide'yle karşılaşan kararsız genç Ömer'in kendi tembelliğiyle hesaplaşmasıdır. Buradaki şeytan dışarıda değil: erteleme, korkaklık, bahane üretme alışkanlığı. Daha düşünsel bir metin olduğu için üçüncü ya da dördüncü sıraya bırak; dönemin aydın tartışmaları romanın büyük bölümünü tutuyor ve bu bölümler ilk kitapta seni yorabilir. Bir uyarı: aynı adı taşıyan Raymond Radiguet romanıyla sık karıştırılıyor, kapaktaki yazar adına bak.

Şiirleri sona sakla

Sırça Köşk 1947'de çıktı; masal ve fabl biçiminde yazılmış, iktidarla alay eden kısa metinlerden oluşur. Yayımlandığı yıl toplatıldı. Tek şiir kitabı ise Dağlar ve Rüzgâr (1934). Hapiste yazdığı "Aldırma Gönül" bugün türkü olarak söyleniyor. İkisini de sona bırak: Sırça Köşk'ün mizahı yazarın öfkesini bildiğinde, şiirleri onun ne kadar sade yazabildiğini gördüğünde işliyor.

Hangi baskıyı almalı?

Sabahattin Ali'nin eserleri kamuya açık; piyasada onlarca baskı var ve hepsi aynı değil. Kısaltılmamış, "sadeleştirilmemiş" ibaresi taşıyan tam metinleri tercih et; özellikle öykü kitaplarında bazı seçkiler kitabın yarısını atıyor. İçindekiler sayfasını kontrol et: Değirmen'de yirmiye yakın öykü olmalı. Sözlük veya son not içeren baskılar dönem sözcükleri için işini kolaylaştırır.

Pusula istersen sıra şöyle: Türk edebiyatının başyapıtları arasından Madonna ile gir, bir öykü kitabıyla sese alış, Kuyucaklı Yusuf ile Anadolu'ya in, İçimizdeki Şeytan ile İstanbul'a dön, Sırça Köşk ve şiirlerle kapat.

Sabahattin Ali okuyanların hemen hepsi aynı satırların altını çizer. Bookspace'te bu kitapların her birini bitirmiş binlerce okur var; hangi cümlede duraksadıklarını görmek, kendi sıranı kurmak için en iyi pusula. Sen de altını çizdiğin satırı bırak; aynı kederi tanıyan biri mutlaka karşılık verir.

#Sabahattin Ali #Türk edebiyatı #nereden başlamalı #okuma sırası #öykü

İlgili yazılar

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?