
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi.

Toplumun hazır kalıplarına sığamayan insanların sesini arayan Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın Türk romanında açtığı en cesur yollardan biridir. Eser, uyum sağlamak ile kendi benliğini korumak arasındaki gerilimi; yalnızlık, yabancılaşma ve anlaşılmama duyguları çevresinde ele alır. Küçük burjuva hayatının alışkanlıkları, başarı ölçüleri ve güvenli cümleleri Atay’ın keskin mizahıyla sürekli sorgulanır.
Romanın etkisi yalnızca anlattığı dünyadan değil, bunu nasıl anlattığından doğar. Kırık, oyunbaz ve katmanlı yapı; farklı seslere, türlere ve anlatım biçimlerine açılır. Bu nedenle okur, düz bir olay örgüsünü izlemekten çok metnin çağrışımları ve ironisi içinde ilerler. Başlangıçta zorlayıcı görünen bu biçim, kitabın başkaldırısını doğrudan okuma deneyimine taşır.
Berna Moran’ın hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı olarak değerlendirdiği eser, Oğuz Atay’ın mizahını ve teknik cesaretini bir araya getirir. 1970 TRT Roman Ödülü’nü alan Tutunamayanlar, aidiyet arayan fakat çevresindeki dile ve düzene yabancı kalan insanları düşünmek isteyen okurlar için sabır isteyen, yoğun ve ödüllendirici bir modern klasiktir. Katmanlar açıldıkça okuma güçlüğü, eserin dünyasını anlamanın bilinçli bir parçasına dönüşür.
Bookspace topluluğundan 363 gönderi

Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi.

"Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel bir itina isteyen varlıklardır..." 💭 🕯Oğuz atay 📚Tutunamayanlar

Bazılarımız filimlere tutunuyor. Bazılarımız kitaplara. Sanırım artık insan tutunamıyor insana..

Zaman her şeyin ilacıysa fazlası intihara girmez mi? 🌸

Yurdumuzun semalarında ağır bir hava esiyor Olric. Bu lanet hepimize bulaşacak. Hissediyorum

‘’ Çok konuşuyorum kendimle bugünlerde. Ne yapayım? Başkalarının sohbetinden hoşlanmaz oldum. ‘’

"nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Oğuz Atay

"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi: "Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."
Seni sevdiğimi anlayacaksın,fakat bütün kitapları okuduktan sonra..

Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. insan olmaktan korkuyoruz. İnsan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz..

Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.”

Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim. Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

"İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok."

"Zor olan acının şiddeti değil, sürekliliği"

İnsanın içinden geçenler daha önemli değil mi?Daha gerçek değil mi?

Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok .

Artık bu yalancı dünyayı beğenmiyorum.

Biri insanlardan kaçıyor, öteki bir dakika yalnız kalamıyor.

O,artık kendisini sevenlere görünecek yalnız.

hep aynı şeyleri tekrar etmenin getirdiği yorgunluk.

Belki de anlatmaya çalıştın birilerine. Kim bilir? Anlatamadın; belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün..

Kayboluyorum. Yaşamak , ölmek gibi değil.

Fakat kader bizim beklemediğimiz biçimde örer ağlarını.

Bir sen miydin bu dünyada garip olan, Selim?
“Kötü resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım (sonra çok popüler bir alıntı oldu, buna üzüldüm tabi)”
“Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz? Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere. Oğuz Atay Tutunamayanlar”
“Çok konuşuyorum kendimle bugünlerde. Ne yapayım? Başkalarının sohbetinden hoşlanmaz oldum”
“Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.”
“İnsanın içini en çok acıtan şey, yanlış anlaşılmak değil; hiç anlaşılmamaktır.”
“İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş