
Sesini değil, sözünün gücünü yükselt; çünkü fırtına değil, yağmurdur çiçekleri büyüten

Tanzimat'tan itibaren sürekli değişen siyasal hedefler, toplumsal değerler ve başarı ölçüleri, Türk aydınını kalıcı bir yön duygusundan yoksun bırakır. Oğuz Atay, Oyunlarla Yaşayanlar'da bu bunalımı varoluş sorunlarıyla boğuşan ve hayata tutunmaya çalışan okur-yazar bir karakter üzerinden sahneye taşır. Kahramanın eylemsizlikle geçen yaşamı, yapmak istedikleriyle yapabildikleri arasındaki mesafeyi büyütür.
Beceriksizlik ve gülünç duruma düşme korkusu, karakteri hareket etmekten alıkoyarken aynı zamanda oyunun kara mizahını besler. Atay, aydının büyük sözlerle kurduğu dünya ile gündelik hayattaki yetersizliği arasındaki çelişkiyi dramatik durumlara dönüştürür. Oyun kurmak, gerçekliğin baskısından kaçmanın bir yolu gibi görünür; fakat bu kaçış yeni bir tutunma biçimi yaratmakta da zorlanır.
Sahne metninin gücü, toplumsal eleştiriyi soyut bir fikir tartışması olarak bırakmamasından gelir. Değişen ölçüler arasında kendine yer arayan insanın komikliği, acısı ve yalnızlığı aynı anda hissedilir. Oğuz Atay'ın dili, okuru karaktere tepeden bakmaya değil, onun başarısızlığındaki tanıdık tarafları görmeye yöneltir. Sonuçta oyun, aydın kimliğini, eylem ihtiyacını ve hayatı bir oyuna çevirmenin bedelini sorgulayan bir kara güldürüye dönüşür.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

Sesini değil, sözünün gücünü yükselt; çünkü fırtına değil, yağmurdur çiçekleri büyüten

Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlyor, hiç anlamıyorum. Hayat nerede bitiyor, ölüm nerede başlıyor?

Hayatımla oynuyorum. Fakat bana acıyın, Çünkü oyunlara ihtiyacım var. Ne var ki hiçbir şeyin sonunu getiremiyorum, oyunlarım hep yarıda kalıyor, fakat sizi sonuna kadar seviyorum.

saffet (yapmacıklı bir telâşla): aman felsefe yapma! coşkun: yapacağım. ve düşüneceğim. ülkemizde suç sayılan ne kadar şey varsa hepsini yapacağım. saffet: aman sakın! coşkun: evet! bunun için genç yaşta emekliye ayrıldım. (gülümser.) yani demek istiyorum ki emekliliğimi isterken erken davrandım, fakat düşünmek konusunda geç bile kaldım gibi geliyor, bana.

coşkun (yorgun bir sesle): hayatın toplu iğne kadar değeri yok gözümde...

bu ne kardesim kitap okumak da suc olmus

ülkenin insanları daha insan olduklarını yeni anlıyorlardı.

🫵🏻
“coşkun (yorgun bir sesle): hayatın toplu iğne kadar değeri yok gözümde...”
“ülkenin insanları daha insan olduklarını yeni anlıyorlardı.”
“saffet (yapmacıklı bir telâşla): aman felsefe yapma! coşkun: yapacağım. ve düşüneceğim. ülkemizde suç sayılan ne kadar şey varsa hepsini yapacağım. saffet: aman sakın! coşkun: evet! bunun için genç yaşta emekliye…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş