
"Başka bir dünyanın insanıydı. Bende öyleydim."

12 Mart öncesinin siyasal gerilimi üniversite koridorlarına, dersliklere ve akademisyenlerin gündelik kararlarına kadar yayılır. Oğuz Atay, Eylembilim'de öğrenci çatışmaları, işgaller ve forumlarla kuşatılmış bir kurumun içindeki taraf olma baskısını matematik profesörü Server Gözbudak'ın anıları üzerinden anlatır. Öğrenciler eyleme yönelirken öğretim üyeleri de desteklemek, karşı çıkmak ya da uzak durmak arasında seçim yapmak zorunda kalır. Server'in ölçülü ve sorgulayıcı bakışı, kesin tutumların egemen olduğu ortamda hem çevresindeki insanları hem de kendi konumunu anlamaya çalışır. Üniversite, ülkenin büyüyen siyasal kutuplaşmasının küçük fakat yoğun bir modeline dönüşür.
Atay'ın tamamlayamadığı son çalışması olan metin, eksik kalmış yapısını saklamaz; anı, roman ve düşünsel sorgulama arasında ilerleyen parçalı bir form kurar. Kara mizah, yüksek ideallerle gündelik çekingenlikler arasındaki mesafeyi açığa çıkarırken karakterlerin siyasal dili ile kişisel korkuları birbirine çarpar. Server Gözbudak'ın zihninden geçenler, eylem kavramını yalnız sokaktaki hareketle sınırlamaz; susmanın, beklemenin ve karar verememenin de sonuçları olduğunu düşündürür. Eylembilim, bir dönemin üniversite hayatını bireysel sorumluluk sorusuyla birleştiren, tamamlanmamışlığına rağmen belirgin bir anlatı ve fikir ekseni taşıyan özgün bir Oğuz Atay eseridir.
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

"Başka bir dünyanın insanıydı. Bende öyleydim."

"Bizim gibiler için en büyük eylem, eylemsizliğin acısını çekmektir."

"Çünkü, insan bir düşünmeğe başladı mı şeytan onu nerelere götürür, bunu tecrübelerimle çok iyi biliyorum."

"Korkulu bir rüya görüyorlardı. Şimdi uyanırız, şimdi uyanırız telaşı içindeydiler. Bir uyanalım, her şey gene eskisi gibi olacak."

"Bence insanlar bu yüzden anlaşamıyorlardı: Herkes başka dili konuşuyordu."

"Yarım kalmış, gerçekleştirilmemiş hayallerimin hüznünü yaşıyordum."

"Eski ve yıpranmış ve bir daha kullanmayacağımı düşündüğüm kâğıtlar gibi, bazı ilişkilerimi yırtıp atmıştım.."

"Neden bazı insanlar, bazı şeyleri hiç bilmiyorlar? Duysalar, dinleseler, hatta karşılarında görseler bile bilmiyorlar.."

"Garip bir duygu beni korkutuyor: yaşanmayan anlatılamayan, rüyada bile görülmeyen bu gariplik nedir? Delilik mi? Yani insan aklını böyle mi kaybeder?"

"Ayrıca ben bir insansever değildim. Hiç belli etmemekle birlikte, bir çok insanı sevmiyordum."

"Faşistler ve devrimciler gibi sözlerden ürküyoruz. bence sorun korkutucu sözlerde değil. bütün savaş, ezenler ve ezilenler arasında."

"İnsanın köküne işleyen sorunlar yüzünden kavrulup gitmesi gibi derin sarsıntılar geçirmiyoruz henüz?.."

"Kulaklığı çıkardım. Zavallı insanlarımız -kendimi de içlerine katarak- diye üzüldüm.."

"Hiç bir şey yolunda gitmiyor beyler ve işte açıkça söylüyorum ki insanlar kendilerini öldürüyorlar!.."

“aklıma zamanında gelmeyen şeyler yüzünden çok kaybım oldu.”

"...anlattıklarına kafamı sallıyordum. Haklısınız diyordum. Ne var ki, ortada haklı olunacak bir durum yoktu."

"Bir yerde bir hata yapıldı; ya da erken davranıldı, belki geç kalındı..."

yarım kalmış, gerçekleştirilememiş hayallerimin hüznünü yaşıyordum.

bu yalnızlık denilen belâ olmasaydı, insanların çoğu evlenmezdi.
“yarım kalmış, gerçekleştirilememiş hayallerimin hüznünü yaşıyordum.”
“bu yalnızlık denilen belâ olmasaydı, insanların çoğu evlenmezdi.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş