
Aynı sokaktan defalarca geçersin; fakat bir gün, bambaşka bir ruh hâliyle geçince, o sokak bile değişmiş gibi görünür. Çünkü insan, dünyayı kalbinin rengine göre görür.

Yeni Dünya, Sabahattin Ali'nin görünmez bırakılan hayatlara yönelen dördüncü öykü kitabıdır. Anlatıların merkezinde taşra kasabalarının karanlık köşelerinde yaşayan, yoksulluk ve sorumluluk altında ayakta kalmaya çalışan insanlar bulunur. Gece hayatında savrulan erkekler, zor koşullara rağmen insanca davranabilen kadınlar, halka uzak düşmüş aydınlar, kardeşlerinin yükünü taşıyan çocuklar ve çocuğunu yaşatmaya uğraşan anneler aynı dünyanın farklı yüzlerini açar. Kitap, bu kişileri yalnızca toplumsal bir sorunun örneği olarak değil, istekleri ve çelişkileri olan somut insanlar olarak görür.
Sabahattin Ali'nin temel meselesi, kolayca unutulan deneyimleri görünür hâle getirmektir. Yoksulluk, hayal kırıklığı ve yabancılaşma sert bir gerçeklikle anlatılırken cömertlik, dayanışma ve insanlık duygusu da bütünüyle kaybolmaz. Böylece öyküler tek renkli bir karamsarlığa kapanmaz; bencillik ile iyilik, arzu ile çaresizlik yan yana durur.
Yeni Dünya'nın daveti, güvenli bir mesafeden bakmak yerine bu hayatların ayrıntılarına yaklaşmaktır. Değirmen ve Sırça Köşk ile aynı külliyat içinde anılan kitap, Sabahattin Ali'nin toplumsal gözlemini güçlü insan portrelerine dönüştüren yönünü berrak biçimde yansıtır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Aynı sokaktan defalarca geçersin; fakat bir gün, bambaşka bir ruh hâliyle geçince, o sokak bile değişmiş gibi görünür. Çünkü insan, dünyayı kalbinin rengine göre görür.

“Onların beni anlamalarına imkan yoktu. İzahat vermeye de asla mecbur değildim.”

Sonra tutmuş“çay içme“ diyor. Allah Allah… Çaydan da zarar geldiği görülmüş mü

Kitabı okuyanlar. Kitapta hatırladığıniz, sizi etkileyen hikayeyi yazmak ve nedenini de belirtmek ister misiniz?
“Aynı sokaktan defalarca geçersin; fakat bir gün, bambaşka bir ruh hâliyle geçince, o sokak bile değişmiş gibi görünür. Çünkü insan, dünyayı kalbinin rengine göre görür.”
“Hayat sanki sadece gözlerimin eriştiği yerlerden, içinde yaşadığım zamandan ibaretti.”
“Az konuşmuşlar, çok bakışmışlar, ama ikisinin de gönlü birbirini sevmiş”
“Dört elle sarıldığımız bir çok kıymetlerin; uğrunda sahici bir insan gibi kalbimiz ve kafamızla yaşamayı feda ettiğimiz binlerce sözde muhim şeylerin ne kadar kolay fırlatılıp atılabileceğini bana öğreten Yusuf! Benden…”
“Herkesin yiğidi kendi gönlüne göreymiş.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş