
“Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa:’dünyada ne gördünüz?’dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…”

Değirmen, Sabahattin Ali'nin çevresine dikkatle bakan, gösterişten uzak hikâyeciliğiyle karşılaşmak için güçlü bir başlangıç sunar. Kitaptaki anlatılar, toplumdaki bozuk işleyişin içinde sıkışan insanların yaşadığı acılara yönelir. Yazar gözlemlerini öne çıkarırken kendisini mümkün olduğunca geri çeker; okur, anlatıcının uzun açıklamalarından çok kişilerin içinde bulunduğu koşullarla baş başa kalır. Bu tercih, metinlerin duygusunu azaltmaz. Tam tersine, yaşananları daha doğrudan ve sarsıcı biçimde hissettirir.
Okuma boyunca süslü betimlemelerden çok söylenecek sözün ağırlığı belirgindir. “Değirmen”, “Kurtarılmayan Şaheser” ve “Viyolonsel” gibi hikâyeler aynı kitap içinde farklı tonlar kurarken, insanın çevresiyle çatışması ortak bir dikkat alanı yaratır. Sabahattin Ali'nin kuvvetli gözlemciliği, kişileri tek boyutlu birer örneğe dönüştürmeden toplumsal koşulları görünür kılar.
Bu yalın anlatım ilk bakışta kolay okunur; fakat hikâyelerin bıraktığı sorular metin bittikten sonra da sürer. Değirmen'in okuma deneyimini değerli kılan, acıyı süslememesi ve insan hayatındaki eşitsizlikleri büyük iddialardan çok seçilmiş ayrıntılarla duyurmasıdır. Kısa anlatıların yoğun etkisini sevenler, kitabın sakin görünen cümleleri altında güçlü bir toplumsal nabız bulabilir.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

“Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa:’dünyada ne gördünüz?’dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…”

Fakat hücum edeceği şeyin yalnız bir fikir, görünmez bir kuvvet , bir “tesadüf”olması onu yerinde oturmaya mecbur eder.

Yuma hocam yuma, kanımız aksın, Dostumuz ağlasın, düşmanlar baksın.

Düşünüyordum: Gidersem istikbalimi kaybedecektim, fakat durursam aklımı… Yalnız kaldığım günlerde benim yegâne dostum olan aklımı… Her şeyden fazla sevip beğendiğim akılcağızımı! Değirmen

Üzerlerinde yalnız ezilmiş otlar, ufak yongalar görülen bir meydan…

Hata yapmak insanidir, ama hatada ısrar etmek disiplinsizliktir

Sen bilmezsin karakoldan karakola yayan sevk olmak ne demektir.

Çiçeklerin açtığı bir mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturtmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir... (...) Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir."

Kuyucaklı Yusuf atınca fark ettim. Bu kitapta biraz toplumun genel ahlakını sorgulatan kısımlarla bezenmiş lakin kitabı çok abartı buldum okumak size kalmış.
“Fakat hücum edeceği şeyin yalnız bir fikir, görünmez bir kuvvet , bir “tesadüf”olması onu yerinde oturmaya mecbur eder.”
“Üzerlerinde yalnız ezilmiş otlar, ufak yongalar görülen bir meydan…”
“Yuma hocam yuma, kanımız aksın, Dostumuz ağlasın, düşmanlar baksın.”
“Sen bilmezsin karakoldan karakola yayan sevk olmak ne demektir.”
“Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş