Üç Ölüm, Lev Tolstoy'un üç yıl içinde yazdığı üç farklı öyküyü, uygarlık, sanatçıya duyarsızlık ve ölüm deneyimi çevresinde buluşturur. İlk metin, 1857'de yayımlanan Luzern'de İngiliz turistlerin uğrak yeri olan İsviçre kentinde bir sokak şarkıcısının gördüğü küçümsemeye odaklanır. Bu karşılaşma, kendisini uygar sayan toplumun kibirli tavrını sorgular.
Albert, alkol bağımlılığıyla mücadele eden yetenekli bir müzisyene çevresinin nasıl baktığını gösterir. Sanatçının anlaşılmaya değil yalnız tedavi edilmeye ihtiyaç duyduğu düşüncesi, insanı yeteneği ve acısıyla birlikte göremeyen toplumsal duyarsızlığı açığa çıkarır. Kitaba adını veren son öykü ise üç ayrı ölüm deneyimini yan yana getirerek özgürlük, zorbalık, uygarlık ve barbarlık arasındaki sınırları yeniden düşündürür.
Okuma deneyimi, öykülerin kısa oluşuna rağmen bıraktığı fikirlerin genişliğinden güç alır. Öyküler arasındaki geçiş, aynı ahlaki soruyu farklı hayatlarda yeniden kurar. Bu metinler Tolstoy külliyatında küçük bir hacim taşısa da sonraki büyük yapıtlarında geliştireceği ahlaki ve toplumsal soruların erken işaretleridir. Üç Ölüm, insanların başkasının acısına bakma biçimini ve ölümü anlamlandırırken kullandığı ölçülerin güvenilirliğini analitik bir açıklıkla sınar.