İvan Matveviç'in bir timsah tarafından yutulmasıyla başlayan tuhaf olay, çevresindeki insanların merakını ve hesaplarını açığa çıkarır. Fyodor Dostoyevski'nin Timsah adlı kısa anlatısı bu gerçeküstü durumu sert bir toplumsal hicve dönüştürür. İvan'ın başına gelenler kişisel bir felaket olmaktan çıkarak makam, görünürlük ve çıkar üzerine yürüyen bir tartışmaya dönüşür.
Öykü Batı hayranlığını, şöhret tutkusunu ve yükselme arzusunu kara mizahla ele alır. Devlet görevlileri, bürokrasi ve basın beklenmedik olaya insani bir sorun gibi değil, kullanılabilecek bir fırsat gibi yaklaşır. Yabancı sermayeye duyulan ölçüsüz saygı da timsahın korunması çevresinde büyüyen akıl dışı düzenin parçalarından biridir.
Fyodor Dostoyevski, büyük bir sistemi içi boş fakat insanları yutabilen bir yapıyla simgeleştirir. Anlatının komik tonu eleştiriyi hafifletmez; tersine, kişilerin saçma duruma ne kadar çabuk uyum sağladığını görünür kılar. Timsah, bireyin kurumlar içinde nasıl araçsallaştığını ve olağanüstü bir olayın bile kariyer hesabına çevrilebildiğini gösteren keskin bir bürokrasi taşlamasıdır.
Timsahın kapalı bedeni, kurumların insanı yutan ve yine de boş kalan yapısına dönüşür.