
Şık, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın ilk romanında kurduğu neşeli ve iğneleyici anlatımın erken bir örneğidir. Önce Tercüman-ı Hakikat'te tefrika edilen eser, Satırzade Şöhret Bey'i odağına alır. Şöhret Bey'in cehaleti ve düşüncesizliği, yalnızca tek bir kişinin gülünç özellikleri olarak sunulmaz; yazar, bu karakterin gözlemlediği gerçeklerden doğduğunu özellikle vurgular.
Romanın havasını belirleyen temel unsur, gerçekle abartı arasındaki hareketli dengedir. Şöhret Bey'in davranışları ilk bakışta bir romancının hayal gücünü fazla zorlayan taşkınlıklar gibi görünebilir. Hüseyin Rahmi ise hayale benzeyen hakikatlerle hakikate benzeyen hayallerin iç içeliğine dikkat çekerek mizahını gündelik hayatın içine yerleştirir. Böylece kahkaha, karakteri uzaktan seyretmenin rahatlığını değil, onun mümkün oluşunu fark etmenin huzursuzluğunu da taşır.
Satırzade Şöhret Bey'in, yıllar sonra Sipsevdi'de ortaya çıkacak Meftun Bey'in nüvesi olarak görülmesi, Şık'ı yazarın karakter dünyası içinde ayrıca anlamlı kılar. Eserin canlılığı, gençlik neşisiyle toplumsal gözlemi bir araya getiren bu hiciv tonundan gelir. Okur, Şöhret Bey'in gülünçlüğünde hem güçlü bir komedi duygusu hem de gözleme dayanan sert bir gerçeklik sezebilir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş