
“Bu hayatta acılarımız ya çok uzun sürmez ya da çok büyük değildir çünkü doğa onları ya alışkanlıklarla yener ya da ağırlıklarıyla derinlere batırarak sona erdirir."

Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 339 p. James Joyce'un yari otobiyografik bu romani, genç Stephen Dedalus'un bir sanatçi olabilme arzusuyla, hayal gücünü bogan ve yaraticiligini sindiren kiliseye, okula ve topluma baskaldirisini anlatiyor. Joyce'un Irlanda'da geçen çocukluk ve gençlik yillarindan esinlenerek kaleme aldigi bu anlati, sanatçinin bagimsizligini ilan etmesi için ailevi, kültürel ve milli degerlerini sorgulamasini ele aliyor. 19. yüzyil sonunda Dublin'de dünyaya gelen Stephen Dedalus'un bilinci, Irlanda'nin tarihî ve siyasi hareketleriyle, Katolik Kilisesi'nin kültürü ve degerleriyle yogrulmustur. Roman boyunca entelektüel, cinsel ve manevi gelisimini adim adim izledigimiz Stephen, aldigi dinî egitim ve ilkgençlik yillari boyunca kendisini ögretmenlerinden, ailesinden ve çevresinden ayri tutanin ne oldugunu fark edecegi bir uyanis anina dogru ilerlemektedir. Sanatçi'nin Bir Genç Adam Olarak Portresi, Dublinliler'in sosyal gerçekçiligini Ulysses'in sembolizmine baglayan bir halka niteligi tasiyor. "Joyce tek eliyle 19. yüzyili yerle bir etti." - T.S. Eliot
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

“Bu hayatta acılarımız ya çok uzun sürmez ya da çok büyük değildir çünkü doğa onları ya alışkanlıklarla yener ya da ağırlıklarıyla derinlere batırarak sona erdirir."

“Cinsel hırsın, kötülük tohumundan bütün öbür ölümcül günahlar fırlamıştı: Kibir, başkalarını aşağı görme, yasadışı zevkleri satın almak için para kullanmakta açgözlülük, kusurlarını bulamadığı kimselere karşı kıskançlık ve dindarlara karşı iftiracı homurdanmalar, yemekten oburca zevk alma, isteklerini kurarken benliğini saran küt, sevgisiz öfke, bütün varlığının içine çökmüş olduğu bedeni ve ruhi miskinlik."

“Bu ülkede bir adamın ruhu doğunca uçmasını önlemek için ağlar atıyorlar üstüne. Sen bana ulusçuluğun, dilin, dinin sözünü ediyorsun. Bense bu ağlardan kaçmaya çalışacağım.”

“Korkularımı itiraf ettirdin. Ama sana korkmadığım bir şey itiraf edeceğim. Yalnız kalmaktan, bir başkası için terk edilmekten ve bırakabileceğim neyim varsa bırakmaktan korkmuyorum. Bir yanlış yapmaktan korkmuyorum, büyük bir yanlış yapmaktan bile, hayat boyu bir yanlış ve belki sonsuz kadar uzun bir yanlış."
“Bu ülkede bir adamın ruhu doğunca uçmasını önlemek için ağlar atıyorlar üstüne. Sen bana ulusçuluğun, dilin, dinin sözünü ediyorsun. Bense bu ağlardan kaçmaya çalışacağım.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş