Fyodor Dostoyevski'nin Puşkin Konuşması, 1880 yılında Puşkin Anıtı'nın açılışı ve yazarı anma etkinlikleri sırasında yapılan tarihî hitabı merkezine alır. Konuşma, Rus edebiyat tarihinde bir dönüm noktası sayılmış; yalnız Puşkin'in sanatını değerlendirmekle kalmayıp edebiyatın toplumları ve insanları birbirine yaklaştırma gücünü de savunmuştur.
Dostoyevski, insanlığın dünya çapında birliği ülküsünü dile getirdiğinde salondaki tepki olağanüstü boyutlara ulaşır. Dinleyiciler ağlar, birbirlerine sarılır ve komşularından nefret etmek yerine daha iyi insanlar olmaya söz verir. Yazarın Anna'ya gönderdiği mektup, bu coşkulu atmosferi içeriden aktarır. Konuşmada övgüyle anılan Turgenyev'in gözyaşlarıyla Dostoyevski'ye sarılması da etkinliğin edebî çevredeki etkisini gösterir.
Ivan Aksakov, kürsüye çıkarak yaşananın sıradan bir konuşma değil tarihsel bir olay olduğunu söyler. Gleb Uspenski ise Dostoyevski'nin birkaç dakika içinde salonu tek bir yürek ve zihin halinde birleştirdiğini anlatır. Bu tanıklıklar, hitabın farklı çevrelerde ortak bir heyecan yarattığını gösterir. Puşkin Konuşması, bir yazarın başka bir yazara ilişkin yorumunun ulusal edebiyat, ortak insanlık ve ahlaki yenilenme arzusuyla nasıl güçlü bir kamusal ana dönüşebildiğini belgeleyen bir metindir.