Leyla'nın Evi
EdebiyatKurgu

Leyla'nın Evi

Zülfü Livaneli

Yayıncı
Doğan Kitap
Sayfa
271
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2006

Özet

Boğaziçi'ndeki Bosnalılar Yalısı'nda doğup büyüyen Leyla Hanım'ın evinden çıkarılması, Leyla'nın Evi'nde birbirine uzak hayatları aynı çatı altında buluşturur. Yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa bırakılan Leyla, mahalleden tanıdığı gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekâr evine sığınır. Bu zorunlu taşınma, geçmişin görgüsüyle bugünün hızlı ve güvencesiz İstanbul'unu karşı karşıya getirir.

Yusuf'un sevgilisi Rukiye, sahne adıyla Roxy, Almanya deneyimini hip-hop müzikle bir çıkış yoluna çevirmeye çalışan genç bir kadındır. Leyla'nın sessiz direnci ile Roxy'nin öfkeli enerjisi ilk bakışta uyuşmaz; yine de aynı evde yaşamak iki kadının birbirine ilişkin hükümlerini değiştirir. Yalı çevresindeki eski düzeni temsil eden Ali Yekta Bey de hizmet, mülkiyet ve aidiyet ilişkilerini başka bir kuşağın gözünden taşır.

Zülfü Livaneli, İstanbul'u yalnız fon olarak kullanmaz; yalı ile Cihangir arasındaki mesafe sınıf, kuşak ve kültür ayrımlarını görünür kılar. Karakterlerin yolları kesiştikçe evin bir mülkten çok hafıza ve güven duygusuyla anlam kazandığı anlaşılır. Yerinden edilme karşısındaki dayanışma, insanları dönüştüren çok sesli bir şehir anlatısına dönüşür.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 5 gönderi

Bookspace· 9ay🇹🇷

Dünya birden dursa Ters dönmeye başlasa Hayvanlar insan olsa İnsanlar hayvan olsa...

12
Bookspace· 8ay🇹🇷

Mademki insanlar birbirine acı veriyordu, o zaman en güzel şey hayata meydan okumak ve mutlak bir yalnızlığı seçmekti. İnsan ilişkilerinde yetersizdi, eksikti...

11
Bookspace· 8ay🇹🇷

Vapurda, trende, tramvayda, tünelde hülasa bütün nakil vasıtalarında yanınıza rastlayan bayanı öyle yiyecek gibi süzmeyiniz. O bir moda mankeni değildir ki üstünü başını seyredesiniz.

10
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Son yıllarda farkına vardığı ve üzerinde kafa yorduğu önemli bir görüşü vardı Leyla Hanım'ın. İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın, 'Nasıl görünüyorum?" sorusundan, "Nasıl görüyorum?" aşamasına geçmesiydi.

4
sinan aydın@cinan06· 6ay🇹🇷

Okurken duygulandığım nadir kitaplardan birisi, romanın baş karakteri etkileyici şekilde asil karakterli, kitap hem öğretici hem duygusal, kütüphanemde hep olacak

3

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir