Gölgeler, Zülfü Livaneli'nin insanın geçmişiyle, belleğiyle ve vicdanıyla kurduğu huzursuz ilişkilere odaklanan edebi dünyasına yakışan bir anlatı olarak okunur. Başlığın çağrıştırdığı gölge duygusu, görünmeyen yaraları, saklanan sözleri ve kişinin peşini bırakmayan iç hesaplaşmaları öne çıkarır.
Zülfü Livaneli okurlarının aradığı toplumsal duyarlık, güçlü atmosfer ve ahlaki sorgulama Gölgeler'de belirgin bir okuma yönü verir. Kitap, yalnızca kişisel hikayelere değil, insanı biçimlendiren çevreye, suskunluklara ve hatırlamanın yüküne de bakmak isteyenleri doyurur ve düşündürür. Livaneli, politik ve insani meseleleri yan yana düşünme eğilimiyle bu başlıkta okura kişisel acı ile toplumsal suskunluk arasındaki bağı daha dikkatli biçimde takip etme olanağı verir.