
Başına sevda gelecek; insanın başına dert gelir, tasa gelir, bela gelir, kaza gelir ama sevda? Ne müthiş bir anlatım. Sevda, beklemediğin anda başına gelen bir hışım, bir kasırga, bir yıldırım. Her an başına gelebilir, ölümcül bir kaza gibi.

Paperback. 13,50 / 23,50 cm. In Turkish. 432 p. Edited by Gülsen Iseri Prepared by Günnur Aksakal Konstantiniyye… Ihtisamli surlarinin karanlik diplerinde cinayetler islenen, otobanlarinda siyasetçilerin suikastlara kurban gittigi, açliktan çocuklarin dilendigi, gecekondularinda kadinlarin sessiz sedasiz öldürüldügü, yalilarinda yüzyillik zenginligin cömertçe seyre çikarildigi ve güzelligiyle Divan sairlerine yüzlerce sehrengiz yazdiran, barok sanatindan izler tasiyan sehirler sehri Istanbul. Romanlari 40 dilde yayinlanan ve uluslararasi pek çok ödüle layik görülen ünlü yazar Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli ile okurlarina bir Istanbul panoramasi çiziyor. Istanbul'un kaymak tabakasini, alt siniflari ve hatta ölülerin ruhlarini bulusturup basarili bir iskadini Zehra'nin gözünden anlatiyor. Istanbul'un köklü tarihini fona alan usta edebiyatçi, onlarca karakteri, geçmisi Bizans'a dayanan bir otelin açilisina konuk ediyor; güç ve yönetim iliskilerinden romantizme ve "basina sevda gelenlere" kadar uzanan, genis bir yelpazede insan ruhunu didik didik ediyor. Prof. Onur Bilge Kula'nin deyisiyle "senfonik bir roman" olma özelligi tasiyan Konstantiniyye Oteli, Istanbul'da yüzyillardir süren cümbüsü anlamak açisindan Türk edebiyatinda önemli bir yer tutuyor. Elinizde tuttugunuz bu özel kitap, yeni baskisi ve gözden geçirilmis son haliyle okurlarina çok sesli müzikal bir yapit sunuyor.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

Başına sevda gelecek; insanın başına dert gelir, tasa gelir, bela gelir, kaza gelir ama sevda? Ne müthiş bir anlatım. Sevda, beklemediğin anda başına gelen bir hışım, bir kasırga, bir yıldırım. Her an başına gelebilir, ölümcül bir kaza gibi.

Bir toplumun müziği bozuldu mu, o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir.

Sevda nasıl bir şey? Belki de bir insanın başka bir insanın yüz ifadesine meftun olmasıdır. Herhangi bir ifade ama kişiliğinin her türlü halinin özeti, usta ressamların elinden çıkan bir portre gibi onu yansıtan bir ifade. Bazen safiyet, bazen hasret, bazen ciddiyet, bazen şaka, bazen zeka, bazen şehvet... Her insanın bin bir türlü hali var, sevdalanmış birinin gözünde bu değişik haller, bütün kişiliği özetleyen tek bir ifadeye dönüşür. Uzaktayken, ayrıyken onu düşündüğünde gözünün önüne gelen tek ifade budur.

Bu dünyada o kadar çok aşk sözü ediliyor ki, adının anlamını düşünmediğin gibi aşkın anlamını da düşünemiyorsun artık. Kapitalizmin mal satmak için kullandığı sözcüklerin başında aşk geliyor, aşktan kusacak hale geldik.

“yolda kaldı gözlerim, sümbül saçlım, şarap dudaklım gelecek. vay onun ceylan gözlerinin derdine düşene, hayran olacak mest olacak; başına sevda gelecek…”