
...sınıra koşup da bombalandıkları yere gidince, karlar arasında Erhan'ı aradım.Bi koluyla iki bacağı yoktu; yüzükoyun yatıyordu, onu çevirdim, gözlerindeki, yüzündeki karları temizleyince ne gördüm dersin? Erhan gülüyordu,yüzünde gülmesi donmuştu. Gulerek can vermişti. Kefene sararken de öyleydi; toprağa gülerek girdi. G: Nasıl kolu bacağı yoktu? KY: Ağbey, ben sana baştan anlatayım. Telefon geldi,bizi bombaladılar diye. Kırk kişi Irak'tan Türkiye'ye girerken Heron'lar bilgi vermiş.F-16 uçakları da gelmş düşman gibi bombalamış Katırlarımızı da çok severdik, onlara da üzüldük. G: Hacer ne oldu? KY: Sorma ağbey,altı ay kadar ağladı, sonra kendini ırmağa bıraktı. G: Ya annen? KY: Onu da hiç sorma ağbey, yaşayan ölü oldu garibim. Her gün kabristana gidip ağıt yakıyor, kar yağdığında "Kuzum üşümesin, o çok üşür" diyerek mezarın üstündeki karları kürüyor. G: Ne diyor ağıtlarında? KY: Ne bileyim, çok şey söylüyor. Misal, diyor ki, "Benim oğlum can verirken/Çiçekler çığrışıp açtı"






