
Paul Auster, Kış Günlüğü’nde kendi hayatına kronolojik bir özgeçmiş hazırlamak için değil, yıllar boyunca aynı bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu anlamak için döner. Yaşın ilerlemesi ve zamanın daraldığı hissi, hatırlamanın biçimini belirler. Evler, kazalar, hastalıklar, arzular ve kayıplar bir yaşamın resmî dönüm noktaları olarak değil, bedende iz bırakan deneyimler olarak yeniden görünür hâle gelir.
Kitabın bakışı geçmişi uzaktan seyreden serinkanlı bir tarihçiye ait değildir. Anlatıcı kendisine seslenir; çocukluktan bugüne uzanan anları, yaşadıklarını ve yaşayamadıklarını şimdiki zamanın kırılganlığıyla yoklar. Beden, hafızanın taşıyıcısı ve zamanın en açık kaydıdır. Acı, haz, hareket, yorgunluk ve yaşlanma birbirinden kopuk ayrıntılar olmaktan çıkarak aynı hayatın ritmini oluşturur. Bu bedensel kayıt, kişisel anıların okurun kendi bedeni ve geçip giden zamanı hakkında düşünmesine de alan açmasını sağlar.
Kış Günlüğü, roman tadını koruyan içten ve biçimsel açıdan özgün bir anı kitabıdır. Paul Auster, kendisini yüceltmeden ya da kusursuz bir bütünlük kurmaya çalışmadan hayatın dağınık izlerini bir araya getirir. Eser, yaşlanmayı kapanış olarak değil, geçmişle daha dürüst bir ilişki kurma fırsatı olarak ele alır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş