
Sizin için Allah vergisi, doğuştan kader olan şey, benim için bilinçle yapılmış bir seçimdir

İstanbul yakınlarındaki bir kasabada kuyu kazısına katılan genç bir çırağı izleyen Orhan Pamuk'un Kırmızı saçlı kadın roman eseri, baba arayışı ile suçluluk duygusunu iç içe geçirir. Babasının yokluğunu taşıyan genç, kuyu ustası Mahmut Usta'nın yanında çalışırken hem ağır bir zanaatı öğrenir hem de onun anlattığı eski hikâyelerle yeni bir bağ kurar. Kasabada gördüğü kırmızı saçlı tiyatro oyuncusu, arzu ve merakın yönünü değiştirir. Bir gece yaşanan sarsıcı olay, gencin oradan ayrılıp başka bir hayat kurmasına yol açar; ancak geçmiş, unutulduğu sanılan ayrıntılar ve aile ilişkileri üzerinden geri dönmeye devam eder.
Pamuk dar kuyu mekânını, hafıza ve kader üzerine genişleyen bir düşünce alanına dönüştürür. Oidipus anlatısı ile Rüstem ve Sührab hikâyesinin baba-oğul eksenleri, karakterlerin kendi seçimlerini anlamlandırmak için kullandığı aynalar haline gelir. Anlatı bir yandan modernleşen şehir çevresini ve yükselen iş dünyasını izlerken bir yandan eski hikâyelerin bugünkü davranışlar üzerindeki etkisini sorgular. Gerilimin asıl ağırlığı, geçmişin aynen tekrarlanıp tekrarlanmadığından çok, insanların kendilerini hangi hikâyenin içinde gördükleriyle biçimlenen sorumluluk duygusunda birikir.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Sizin için Allah vergisi, doğuştan kader olan şey, benim için bilinçle yapılmış bir seçimdir

"Göğe çıkıp yıldızların ışıltısına ulaşmak yerine, üzerinde uyuduğumuz toprağın içine girmeyi hayal etmemiz doğru muydu? " İyi geceler..

"Hayatta rastlantı diye geçiştirdiğim şeylerin aslında bir anlamı olduğunu tiyatroda öğrendim."

Neden ustanı kurtarmadın Cem? Okurken içim şişti 😒

“Hayat, bir anlık bir hatanın bütün kaderimizi değiştirebileceğini bize defalarca gösterir."

Bu dünyaya tanıklık etmenin, yaşamanın ne tuhaf bir şey olduğunu aklımdan geçirirdim

İnsan kaderini gerçekten değiştirebilir mi? Yoksa mitler gibi tekrar mı eder ?
“Korkunç kehanete göre şehzade Oidipus, ileride babasını öldürecek ve öz anası ile evlenip, babasının tahtına oturacaktı.”
“Seni de evine bırakalım" diyerek Ali'yi kamyonette yanlarına alınca, bir anda biz ustamla yalnız kaldık. Kamyonetin yüklüğünden arkaya dönüp bize el sallayan Ali'nin arkasından uzun uzun baktık. Dünyanın ne kadar sessiz…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş