
Bazan ona "Seni seviyorum!" demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.

1975 baharında İstanbul'un varlıklı ailelerinden birine mensup Kemal, Sibel'le nişanlanmaya hazırlanırken uzak akrabası Füsun'la bir dükkânda karşılaşır. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi romanında bu karşılaşma, toplumsal olarak uygun görülen gelecek ile giderek saplantıya dönüşen bir aşk arasında uzun bir çatışma başlatır. Kemal, Füsun'a duyduğu bağlılığı korumaya çalıştıkça kendi çevresinin sınıf kuralları, evlilik beklentileri ve namus anlayışıyla yüzleşir. İlişkiye ait küçük eşyaları toplamaya başlaması, kaybettiği anları yeniden kurma isteğinin somut bir biçimine dönüşür.
Roman, Kemal'in duygusal hafızasını İstanbul'un değişen gündelik hayatıyla birlikte izler. Sinema salonları, apartmanlar, lokantalar ve aile ziyaretleri, aşkın yaşandığı kadar saklandığı toplumsal alanlardır. Biriktirilen sigara izmaritleri, giysiler ve sıradan nesneler, anlatıcının zamanı durdurma çabasını temsil eder; hatırlamak ile sahip olmak arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Pamuk, Kemal'in sesini yakından verirken onun tutkusu içindeki bencilliği ve sınıfsal ayrıcalığı da görünür tutar. Masumiyet Müzesi, bir aşk hikâyesini hafıza, nesne, şehir ve müze fikri çevresinde kuran; kişisel mutluluğun anlatıya ve koleksiyona nasıl dönüştürüldüğünü araştıran kapsamlı bir İstanbul romanıdır.
Bookspace topluluğundan 137 gönderi

Bazan ona "Seni seviyorum!" demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.

Hayatımın en mutlu anııymış bilmiyordum ..

Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.

“Sevdim. Çünkü başka türlüsü elimden gelmedi.”

“Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum..”

Aşk dengi dengine sanatıdır.

Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.

Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.

“Mutluluk, insanın başına geldiği anda fark edemediği bir şeydir...”

İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdedir.

“ Hayat,aşk,mutluluk bunlar çok zor şeylerdi; herkes kendini korumak,bu ölümlü dünyada mutlu olmak için elinden geleni yapıyordu..!”
• “ Oğlum, bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım. “

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diyebileceğim bir aşk istiyorum artıkk😜🙏🏻🙏🏻

Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her sey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu

“Tanımadığın biriyle konuşmak, hayatın sana hâlâ sürprizleri olduğunu hatırlatır.”

Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır.”

hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. sonunda dizi fragmanını yayınladılar

Füsun'un olduğunu sandığım küçük odanın kapısının kulpunu da onun bu kulpu 18 yıl ellediğini düşünerek cebime indirdim ?
İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdir.
“ Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.”

... en mutlu anı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır...

Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir. Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur.

Hayattan korkmayın Kemal Bey ..

...Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum...”
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?” diyor. Masumiyet Müzesi'nde Orhan Pamuk”
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi”
“Bir kadına,zamanında,iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım…”
“Dünya, cennete yakın ama yarı karanlık bir yerdi.”
“filmlerde kendi hayatlarındakinden cok daha ünlü olan şarkıcı rolunu oynayan bu yıldızcıklar , hayat ile film arkasındaki ün farklarını bir iki film sonra kapatırlar, bu sefer hayatta olduklarından daha az ünlü fakir…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş