Okuma

Orhan Pamuk'a Nereden Başlamalı?

· 7 dk okuma

'Nobel aldı ama okunmuyor.' Orhan Pamuk hakkında en sık duyacağınız itiraz budur ve genellikle yanlış kapıdan girmiş okurlardan gelir. Kara Kitap'la ya da Yeni Hayat'la başlayan biri, yazarın en katmanlı labirentlerine hazırlıksız girmiş demektir; sonra da faturayı bütün külliyata keser. Oysa 2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Türk yazarın rafında, yeni okur için açık tutulmuş kapılar var.

Üç adımlık bir rota öneriyoruz: kısa bir romanla ısınma, büyük bir aşk hikâyesiyle derinleşme, tarihî bir cinayetle ustalık dönemine geçiş.

Orhan Pamuk'a hangi kitapla başlamalı: Kırmızı Saçlı Kadın

Kırmızı Saçlı Kadın 2016'da yayımlandı ve iki yüz sayfa civarındaki hacmiyle Pamuk'un en kısa romanlarından biridir. 1980'lerde lise öğrencisi Cem, İstanbul yakınlarındaki Öngören kasabasında kuyucu Mahmut Usta'nın yanına çırak girer; kazma sesleri arasında kurulan usta-çırak bağı, Batı'nın Oidipus'u ile İran destanı Rüstem ile Sührab'ın gölgesinde ilerler. Pamuk'un bütün büyük temaları buradadır ama anlatım alışılmadık ölçüde yalındır. İlk kitap olarak bu yüzden idealdir: yazarın sesini tanırsınız, nefesiniz kesilmez.

İkinci durak: Masumiyet Müzesi

Masumiyet Müzesi 2008 tarihlidir ve 1975 İstanbul'unda başlar: otuz yaşındaki zengin Kemal, nişanlısı varken uzak akrabası on sekiz yaşındaki tezgâhtar Füsun'a tutulur. Roman, Kemal'in Füsun'a ait nesneleri biriktirmesinin hikâyesidir; Pamuk bu fikri kâğıtta bırakmadı, 2012'de Çukurcuma'da romandaki eşyaların sergilendiği gerçek Masumiyet Müzesi'ni açtı. Kitabın içine basılı bilet müzede hâlâ geçerlidir. Nişan töreninin Hilton'da sayfalarca sürmesi gibi sahneler, dönemin İstanbul burjuvazisinin kaydı olarak da okunur. Uzundur, ama tek bir saplantıyı izlediği için yolda kaybolmazsınız.

Ustalık dönemi: Benim Adım Kırmızı

Benim Adım Kırmızı 1998'de yayımlandı ve 1591 kışında, Osmanlı nakkaşhanesinde geçer. Kitap bir cinayetle değil, cinayetin kurbanıyla açılır: ilk bölümde ölü bir nakkaş, kuyunun dibinden konuşur. Sonraki bölümlerde söz sırası bir köpeğe, bir ağaca, bir altın paraya, hatta kırmızı rengin kendisine gelir. Kara ile Şeküre'nin aşkı, katilin kimliği ve minyatür sanatının Batı resmi karşısındaki bunalımı aynı soruşturmanın parçalarıdır. Pamuk'u dünyaya tanıtan bu roman, ilk iki adımı atmış okur için artık zorlu değil, ödüllendiricidir.

Pamuk'un kendi rafından bir işaret

Pamuk söyleşilerinde en büyük roman sorusuna çoğu kez aynı adla cevap verir: Dostoyevski'nin 1880 tarihli Karamazov Kardeşler'i. Baba Fyodor Karamazov ile üç oğlu Dmitri, İvan ve Alyoşa'nın hikâyesi, Pamuk'un roman anlayışındaki büyük tutku ve fikir çatışmalarının da kaynağıdır. Pamuk'u sevdiyseniz, onun sevdiği kitaba uzanmak doğal bir sonraki adımdır.

  • Kırmızı Saçlı Kadın (2016): kısa, yalın, ısınma turu
  • Masumiyet Müzesi (2008): saplantılı bir aşkın envanteri
  • Benim Adım Kırmızı (1998): tarih, cinayet ve nakkaşlar
  • Bonus: Karamazov Kardeşler, ustanın ustası

Takvim önerisi basit: Kırmızı Saçlı Kadın'ı bir haftada bitirin, Masumiyet Müzesi'ne bir ay ayırın ve mümkünse Çukurcuma'daki müzeyi kitap bittikten sonra gezin. Benim Adım Kırmızı'yı okurken bölüm başlıklarına dikkat edin; kim konuşuyorsa hikâye onun renginden görünür.

Çağdaş Türk romanının geri kalanı da seni bekliyor: keşfetmeye buradan devam et.

#Orhan Pamuk #Türk Edebiyatı #Nereden Başlamalı

İlgili yazılar

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?