
"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

Hakan Günday'ın Kinyas ve Kayra romanı, sıradan hayatla bağlarını koparan iki arkadaşın Afrika, Amerika ve Türkiye arasında sürüklenen sert yolculuğunu izler. Kendi seçtikleri adlarla yaşayan Kinyas ile Kayra, özgürlüğü kuralsızlıkta ararken suç, şiddet ve kaçışın giderek daralan alanına girer. Anlatının karanlık enerjisi dışarıdaki tehlikeler kadar iki karakterin kendilerinden ve birbirlerinden kaçma biçimlerinden doğar; yol hikâyesi zamanla benliklerini aşındıran bir hesaplaşmaya dönüşür.
Romanın merkezi gerilimi, dünyayı reddetmenin gerçekten bağımsızlık sağlayıp sağlamadığı sorusunda belirginleşir. Günday, iki karakterin ortak nihilizmini aynı sonuçlara varmayan ayrı iç yönelimlerle işler; dostlukları hem dayanışma hem de karşılıklı yıkım alanı hâline gelir. Kesik ritim, yoğun iç konuşmalar ve huzursuz mekân değişimleri, anlatının yeraltı edebiyatıyla ilişkilendirilen tonunu güçlendirir. Yol üzerindeki kentler güvenli birer durak değil, karakterlerin içlerindeki boşluğu başka biçimlerde karşılarına çıkaran geçici sahnelerdir. Kinyas ve Kayra, kaçışı romantikleştirmek yerine onun bedensel ve zihinsel maliyetini öne çıkarır; özgürlük arzusuyla kendini yok etme dürtüsü arasındaki sınırı sürekli baskı altında tutar.
Bookspace topluluğundan 183 gönderi

"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

“Ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. Ne kadar terk edersen o kadar ölürsün.”

" Kimse uyandırmasın kimseyi. Herkes mutlu uyurken. En kötü kabus bile iyidir hayatın kendisinden."

Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan.

şimdiyse sınav kağıdını doldurmuş ve zilin çalmasını bekleyen bir öğrenci gibiyim. ve o öğrenci gereksiz, nedensiz, ne kadar hareket yapıyorsa dakikaların üstünden atlayabilmek için bende en az o kadar nedensiz davranıyor ve bekliyorum. zilin çalmasını. gömülmeyi. parçalanmayı....

“Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.”

Hepsi yaralar , sonucusu öldürür …

"Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun" demişti Kayra.

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.
sıradanlığını yaldızlı yalanlarla gizlemeye çalışması, iki boyutlu basit ruhunu üç boyutlu bir labirent gibi göstererek pazarlaması o kadar üzüyor ki beni...

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar..

Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...

bedenimin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğum ve yakında kapısını tamamen içeriden kilitlemeyi düşündüğüm yalnızlık katedralim, belki de şimdiye kadar başardığım tek iştir. sorarlarsa " ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını. "yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiç birine çarpmadan geçtim aralarından..."
böyle olmasını istemiyorum ama kendiliğinden doluyor bunlar içime

kimse bilmeyecekti benim zihnimi ateş ettiğimi. kimsenin hayatı değişmeyecekti kendimi yok ettiğim için.

''Kendime; bu kadar yalnız kalınabilir mi? diye sorardım. Sosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe? Ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını...''

Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.

hicbir seye yetisememistim. hic kimseyi yakalayamamistim. hayat yine kayip gitmisti…

"kurtuluş" dedim. Ankara'da bir mahalle. Fazlası değil. 🤣

çünkü ne gerçekleştirilebilecek şeyler hayal ettim, ne de rüyasını gördüklerimi gerçekleştirmeye çalıştım. Ben hayal etmek için hayal ettim. Başka bir şey yapamayacağımı bildiğim için. Hayat az çok bir yerlerden tanıdık geldiği için...

“uyumak istedim hem de çok uyuyup unutmak.”

Hayat cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.

Yalnızdım. Ve bir hayvan kadar huzurluydum...

Artık yorulduğumu hissediyorum. Attığım adımların yavaşlamasına tanık oluyorum. Bir gün o kadar yavaş yürüyeceğim ki, duracağım! Yakında o da olacak.
“Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...”
“Hiç bir yere ait olmayanları iyi tanırım heryere aitmiş gibi davranırlar...⛓🔗 🕯Hakan Günday 📚Kinyas ve Kayra”
“kimse bilmeyecekti benim zihnimi ateş ettiğimi. kimsenin hayatı değişmeyecekti kendimi yok ettiğim için.”
“kızıldeniz'in yarıldığına gerektiğinde kadınların dövülebileceğinden daha çok inanıyorum”
“Hayatım boyunca küçümsediğim, aptallıkla suçlandığım bir insan olmayı öğrenecektim.”
“Ancak düşmeyi bilenler, köprüden karşıya yüzülerek te geçileceğini öğrenir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş