
"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

Hakan Günday'ın Kinyas ve Kayra romanı, sıradan hayatla bağlarını koparan iki arkadaşın Afrika, Amerika ve Türkiye arasında sürüklenen sert yolculuğunu izler. Kendi seçtikleri adlarla yaşayan Kinyas ile Kayra, özgürlüğü kuralsızlıkta ararken suç, şiddet ve kaçışın giderek daralan alanına girer. Anlatının karanlık enerjisi dışarıdaki tehlikeler kadar iki karakterin kendilerinden ve birbirlerinden kaçma biçimlerinden doğar; yol hikâyesi zamanla benliklerini aşındıran bir hesaplaşmaya dönüşür.
Romanın merkezi gerilimi, dünyayı reddetmenin gerçekten bağımsızlık sağlayıp sağlamadığı sorusunda belirginleşir. Günday, iki karakterin ortak nihilizmini aynı sonuçlara varmayan ayrı iç yönelimlerle işler; dostlukları hem dayanışma hem de karşılıklı yıkım alanı hâline gelir. Kesik ritim, yoğun iç konuşmalar ve huzursuz mekân değişimleri, anlatının yeraltı edebiyatıyla ilişkilendirilen tonunu güçlendirir. Yol üzerindeki kentler güvenli birer durak değil, karakterlerin içlerindeki boşluğu başka biçimlerde karşılarına çıkaran geçici sahnelerdir. Kinyas ve Kayra, kaçışı romantikleştirmek yerine onun bedensel ve zihinsel maliyetini öne çıkarır; özgürlük arzusuyla kendini yok etme dürtüsü arasındaki sınırı sürekli baskı altında tutar.
Bookspace topluluğundan 152 gönderi

"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

“Ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. Ne kadar terk edersen o kadar ölürsün.”

Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan.

şimdiyse sınav kağıdını doldurmuş ve zilin çalmasını bekleyen bir öğrenci gibiyim. ve o öğrenci gereksiz, nedensiz, ne kadar hareket yapıyorsa dakikaların üstünden atlayabilmek için bende en az o kadar nedensiz davranıyor ve bekliyorum. zilin çalmasını. gömülmeyi. parçalanmayı....

“Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.”

"Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun" demişti Kayra.

Hepsi yaralar , sonucusu öldürür …

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.
sıradanlığını yaldızlı yalanlarla gizlemeye çalışması, iki boyutlu basit ruhunu üç boyutlu bir labirent gibi göstererek pazarlaması o kadar üzüyor ki beni...

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar..

bedenimin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğum ve yakında kapısını tamamen içeriden kilitlemeyi düşündüğüm yalnızlık katedralim, belki de şimdiye kadar başardığım tek iştir. sorarlarsa " ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını. "yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiç birine çarpmadan geçtim aralarından..."
böyle olmasını istemiyorum ama kendiliğinden doluyor bunlar içime

"kurtuluş" dedim. Ankara'da bir mahalle. Fazlası değil. 🤣

Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.

çünkü ne gerçekleştirilebilecek şeyler hayal ettim, ne de rüyasını gördüklerimi gerçekleştirmeye çalıştım. Ben hayal etmek için hayal ettim. Başka bir şey yapamayacağımı bildiğim için. Hayat az çok bir yerlerden tanıdık geldiği için...

“uyumak istedim hem de çok uyuyup unutmak.”

Artık yorulduğumu hissediyorum. Attığım adımların yavaşlamasına tanık oluyorum. Bir gün o kadar yavaş yürüyeceğim ki, duracağım! Yakında o da olacak.

Hayat cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.

Yalnızdım. Ve bir hayvan kadar huzurluydum...

Otelleri sevdim. Kiralık odaları, terk edilmiş binaları, tavanı yüksek evleri.. Ben misafir olmayı seçtim
Hayatın arka kapısı yoktu.

içi ne kadar doldurulursa doldurulsun, yine de hafiftir hayat. çünkü altı deliktir. delikse ölümdür.....
"İnsanlar... " dedim fısıldayarak. "Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı... "

“Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada... Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur.
“Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...”
“Hiç bir yere ait olmayanları iyi tanırım heryere aitmiş gibi davranırlar...⛓🔗 🕯Hakan Günday 📚Kinyas ve Kayra”
“kimse bilmeyecekti benim zihnimi ateş ettiğimi. kimsenin hayatı değişmeyecekti kendimi yok ettiğim için.”
“kızıldeniz'in yarıldığına gerektiğinde kadınların dövülebileceğinden daha çok inanıyorum”
“Hayatım boyunca küçümsediğim, aptallıkla suçlandığım bir insan olmayı öğrenecektim.”
“Ancak düşmeyi bilenler, köprüden karşıya yüzülerek te geçileceğini öğrenir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş