
Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.

Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 74 p. Ivan Ilyiç'in Ölümü Nabokov'un tespitiyle en derin hakikatleri, hiçbir süs katmadan yalin ve saf halleriyle anlatma gücünü gösteren Tolstoy'un eserleri arasinda en çarpici olanidir. Ceza hâkimi Ivan Ilyiç mesleginde yükselme planlari yaparken bir anda hastalik ve ölüm gerçegiyle karsilasir. Ölümü hiç daha önceden düsünmüs müydü? Hayir… Kimdir Ivan Ilyiç? Nasil bir yasam sürmüstür? Aslinda o da hiç kimseden farkli olmayan aramizdan birisidir. Çocuklugundan itibaren "olmasi gerektigi gibi" (comme il faut) bir yasam sürmüstür. Basarili bir meslek, mutlu bir evlilik ve çocuklar… Her sey alisilmis kaliplar içinde devam etmektedir. Ta ki, ölüm zamani (memento mori) gelinceye dek… Ivan Ilyiç'in yakalandigi hastalik bir anda her seyi degistirir. Ölüm döseginde kivranan bir adam kendisine ve çevresine karsi büyük hesaplasmalara girisecektir: "Gaius insandir, insanlar ölümlüdür, o zaman Gaius da ölümlüdür" karsilastirmasini hayat boyu dogru bulmus, ancak bu örnegi sadece Gaius ile bagdastirmis, kendisiyle bir ilinti kurmamisti. Burada söz konusu soyut bir insan olan Gaius idi. O bakimdan bu örnek dogruydu. Oysa Ivan Ilyiç, ne Gaius idi ne de soyuttu. O, her zaman herkesten farkli bir varlik olmustu. Annesi babasiyla, kardesleri Mitya ve Volodya'yla, oyuncaklariyla, arabacisi ve dadisiyla küçük Vanya idi o; sonra çocuklugunun ve ilk gençlik yillarinin tüm sevinçleri, hüzünleri ve heyecanlari arasinda da Vanya olmustu. Gaius, Vanya'nin o çok sevdigi deri topunun kokusunu bilebilir miydi?
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.

Ruhunun derinliklerinde, olmekte oldugunu biliyordu, ama buna alisamadigi gibi,bir turlu anlayamiyordu da.

Asıl trajedi, kimsenin gerçekten yaşamadığı bir hayatta ölmektir.

"Hep aynıydı. Kimi zaman ufacık bir umut ışıltısı belirir gibi oluyor, kimi zaman da bir umutsuzluk denizi kudurmaya başlıyordu, ama hep aynıydı: Aynı acı, aynı keder, aynı iç sıkıntısı...
“belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?” İvan ilyiç kalbi durmadan önce yakınlarınca öldü kabul edilmişti..
"Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. "İşte ben de uçuyorum..."

Uzun bir süre etkisinde kaldığım ve beni yeni kararlar almaya sürükleyen o sihirli cümle . Muhakkak ki bir çok kişiye de kendisini ve yaşamını sorgulatmıştır *************** ''Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?..'' ***************

Yaşam ve… ölüm! İşte o kadar! Yaşıyordum… bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyorum.

Arabesk romantizminiz bittiyse :) Bir insanı ne öldürür üzerine Tolstoy'un en ise yarar kitabı.
“Yaşam ve … ölüm! İşte o kadar! Yaşıyordum… bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyordum.”
“Dünya umurlarında değil ama bir gün onlar da ölecekler! Bugün ben, yarın onlar; bundan kurtuluş yok!...”
“Bir hayat vardı; şimdi de gidiyor... Gidiyor ve onu tutmak elimde değil...”
“Adam bir yılın hesabını yapıyor, oysa akşama öleceğini bilmiyor.”
“Gene dakikalar dakikaları, saatler saatleri kovalamaya başladı.”
“Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş