Engereğin Gözü

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

Yayıncı
Inkilap Kitabevi
Sayfa
141
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2018

Özet

Osmanlı sarayının kapalı dünyası, Engereğin Gözü'nde haremden taht mücadelelerine uzanan karanlık bir iktidar alanı olarak belirir. Zülfü Livaneli, sarayın koridorlarında güç arzusunun insanları nasıl biçimlendirdiğini efendi ile köle arasındaki psikolojik ilişki üzerinden inceler. Entrika, korku ve itaat, karakterlerin hem başkalarına hem kendilerine bakışını belirleyen temel kuvvetlere dönüşür.

Roman, iktidarın yalnızca tahtta oturan kişiye ait olmadığını gösteren değişken dengeler kurar. Yakınlık ayrıcalık sağlayabildiği kadar tehlike de yaratır; saray düzeninde görülen ile saklanan arasındaki mesafe sürekli büyür. İnsan doğasının aşağılayıcı yönleri açığa çıkarken şiddet ve cinsellik, gücün bedene kadar uzanan etkisini görünür kılar. Buna karşılık anlatı, bütün karanlığına rağmen umudu bütünüyle terk etmez.

Livaneli tarihsel çevreyi kuru bir dönem dekoru gibi kullanmaz. Harem-i Hümayun'un sınırları içinde gelişen olayları, bağlılık, korku ve özgürlük arzusuna ilişkin daha geniş sorulara bağlar. Engereğin Gözü, sürprizlerle ilerleyen olay örgüsünü psikolojik çözümlemeyle birleştirirken iktidarın yöneten ile yönetileni aynı anda nasıl tutsak edebildiğini araştırır. Sarayın görünkemli yüzünün ardındaki yalnızlık ve güvensizlik, romanın insani merkezini oluşturur.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 15 gönderi

SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Eğer romanı padişahın ağzından yazsaydım; Bir delinin hatıra defteri gibi bir üslup belirlemem gerekirdi. Engereğin Gözü konusunun gerektirdiği dilin kullanımı açısından kitaplarınız içinde istisnai bir yerde duruyor. Nerdeyse bir yazı dili olarak Türkçe etüdü gibi… SON.

7
n..@nrmn· 9ay🇹🇷

Allah'ın hikmetinden sual olunmaz, ama bazen pek zalim davranıyor.

7
Ömer@polomer· 4ay🇹🇷

“Melek bilgisiyle, hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu. İnsanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı”

6
Ömer@polomer· 4ay🇹🇷

“Dışınız aynı kalsa bile aynı insan olmuyorsunuz”

6
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Allah’ın hikmetinden sual olunmaz. Ama bazen pek zalim davranıyor…

5
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

“Benzersiz bir kitap bu! Daha önce bu romana benzeyen, aynı değere sahip olan ve sürekli, beklenmeyen sürprizler taşıyan bir kitap okumadığımı belirtiyorum. Yeni bir okura demek isterdim ki; evet, oku ve şaşır!” -Elia Kazan

5
Yağmur@uykuperisi· 6ay🇹🇷

"İktidar, sahip olana her şeyi yapabileceği duygusunu verirken, aslında hiçbir şeyi değiştiremeyeceği bir çemberin içine hapseder." Güç, sadece yönetilenleri değil, yöneteni de bir kafese hapseder. Padişah bile olsanız, etrafınızdaki dalkavuklar ve korku duvarları gerçeği görmenizi engeller.

4
Yusuf Can@yusufcan55· 10ay🇹🇷

Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır...

4
sidar_engineer@sidarkaya· 9ay🇹🇷

..

3
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Ya kokusu, ya herkesin aklına ziyan getiren tarçın, gül, akasya ve süt bebeği karışımı kokusu... Bu koku en dini bütün Müslüman'ı bile boğazına kadar günaha öylesine sokardı ki, kırk hatim indirse, yetmiş yedi yetim giydirse, Veysel Karani gibi kırk yıl çölde gezse bu günahın bağışlanması olanaksızdı.

3
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Korkuyordum; Çünkü Padişah tekrar delirmişti ve ben onun ne kadar zalim olabileceğini çok iyi biliyor, ondan bütün benliğimle nefret ettiğimi hissediyordum.

3
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

!!!!!!!!!! Bir padişahın elbette kullarını öldürmeye hakkı vardı; onların canının, malının, ırzının, inançlarının, düşüncelerinin, rüyalarının sahibiydi ve hikmetinden sual olunmaz, her şeyi bizden iyi takdir ederdi.

3
Fuat BARLAS@instgrmfuatbarlas· 8ay🇹🇷

Gece ve gündüz birbirinin yardımcısıdır, onlar birbirine zıt değildir. Göster bakalım dünyada hangi şey kötüdür ki, ondan iyilik olmasın ve hangi şey iyidir ki, onda kötülük bulunmasın? Tek şeydir, parçalanamaz. İyilik, kötülükten ayrı değildir.

3
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Bir şafak vakti; Eşiktekinden beşiktekine kadar tatlı uykularından uyandırılarak boğdurulan on dokuz çocuğun hüznü dinmeyen göz yaşlarına neden olmuştu. Saraydan çıkan on dokuz minik tabut on dokuz küçük mezera yerleştirilirken İstanbul analarının feryadı gökyüzünü tutuyordu.

2
SERDAR@sserenad· 7ay🇹🇷

Bütün çareleri deneyip umutsuzluğa düşen Büyük Valide, belki Şehzadesinin nefsi uyanır diye İstanbul'un namlı civanlarından kız gibi zülüflü oğlanlar toplayıp onun yatağına soktu. Kız Yusuf'tan tut da Benli Ali'ye, Altın Top'a kadar baldırına hiz damgası yemiş ve defter-i hizana kaydolmuş ne kadar yüzüne bakmaya kıyılmayan, akıllara durgunluk veren yakıcı güzel varsa toplanıp Şehzade'ye sunuldu. Bunlar şeytanı dinden çıkaracak rakslarla ve bin bir göz alıcı hünerle fır döndüler, ama hemen anlaşıldı ki Şehzade'nin bu tarakta da hiçbir bezi yok. Kutlu ağabeylerinin oğlan seven ve kadınlara yaklaşmayan tabiatından da hiçbir şey almamış.

2

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir