
Gelecek, sanat, devlet hizmeti, evlilik ve çocuk yetiştirme gibi konularda tartışıyorduk. İleri sürdüğümüz düşüncelerin saçmalığına asla ihtimal vermiyorduk. Çünkü zekice ve hoş şeyler söylüyorduk. İnsan genç yaşlarda zekâya daha çok değer verir ve inanır. Gençlik çağlarında aklın bütün gücü geleceğe yönelir. Gelecek, ümidin de etkisiyle öyle büyüleyici ve canlı hale bürünür ki, ilerdeki mutlulukla ilgili paylaşılan bu hayaller, gerçek mutluluğun da kaynağı haline gelirler. Sohbetimizin ana konusunu teşkil eden metafizik tartışmalarda düşüncenin düşünceyi kovaladığı ve giderek soyutlaştığı, kelimelerin aklımızdakileri somutlaştırmaya yetmediği, kavramların sınırların iyice silikleştiği ve müphem bir hale ulaştığı anlara bayılıyordum. Düşüncenin ufuklarında yükselip artık daha fazla ilerlemenin olanaksızlığını gördüğüm o zirve anında çok mutlu oluyordum.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Çocukken büyükler gibi olmak isterdim, ama çocukluktan çıktıktan sonra sık sık çocuk olmayı özledim.”
“Soyut düşünceye olan merakım, bilincimi öylesine geliştirdi ki, en basit bir şey düşünürken bile kendimi, düşüncelerimin kısır döngüsüne kaptırıyor ve başlangıçta zihnimi meşgul eden nesneyi kaybediyordum." "Kendimi sık…”
“Kendini beğenmişlik gerçek acıyla kesinlikle uyuşmayan bir duygudur. Yine de bu duygu insan tabiatına öylesine işlemiş ki, en derin acı bile kolay kolay onu yok edemez. Acıda kibir kendisini ya çok üzgün, ya mutsuz ya…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş