Sabahattin Ali'nin eşi Aliye ve kızı Filiz'e yazdığı mektuplar, Canım Aliye, Ruhum Filiz'de aile içi sevginin gündelik ayrıntılarla nasıl korunduğunu gösterir. Sevengül Sönmez'in hazırladığı derleme, yazarın sıkıntılı ve ayrı kaldığı dönemlerde kurduğu kişisel iletişimi bir araya getirir. Mektuplarda özlem, kaygı ve umut büyük sözlerden çok ev hayatına, sağlığa, yolculuklara ve birlikte geçirilecek günlere ilişkin küçük hatırlatmalar üzerinden belirginleşir.
Filiz'e yönelen satırlarda bir babanın çocuğunun neşesi, yüzmesi, iyi beslenmesi ve mektup yazmayı unutmamasıyla ilgilenen sesi duyulur. Aliye'ye hitap eden bölümler ise eşler arasındaki dayanışmayı, uzakta olmanın yarattığı duygusal yükü ve aile düzenini sürdürme çabasını taşır. Bu doğrudan ve özel dil, Sabahattin Ali'nin kurmaca eserlerindeki anlatıcı sesinden farklı bir yakınlık kurar.
Kitabın mektup biçimi, tarihsel bir yazar portresini resmî yaşam öyküsünün dışından tamamlar. Okur, edebiyatçının aile içindeki rolünü, sevdiklerine karşı sorumluluklarını ve gündelik hayatla bağını kendi cümleleri aracılığıyla izler. Canım Aliye, Ruhum Filiz, ayrılığın içinden sürdürülen bir aile sohbeti olarak hem kişisel tanıklık hem de duygusal bir arşiv niteliği kazanır.