
Rumelihisarı'ndaki bir yalıya gelin gitmeye hazırlanan Fikriye Hanım, Naşit Nefi Efendi'nin önceki eşinin öldüğü evde açıklanamayan olaylarla karşılaşır. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Cadı romanı, evlilik baskısını, İstanbul'un gündelik hayatını ve metafizik görünen bir cinayet bilmecesini aynı olay örgüsünde birleştirir. Ev halkının sözünü ettiği “cadı”, korkunun nasıl üretildiğini ve kadınların hayatını yöneten söylentilerin hangi çıkarları saklayabildiğini araştırmak için kullanılır.
Ciltte romana, yayımlandığı dönemde başlayan tartışmalara Gürpınar'ın verdiği cevaplardan oluşan Cadı Çarpışıyor eşlik eder. Eleştirmenlerin romanın niteliği hakkındaki itirazları, sanatın kimin için ve hangi dille yazılması gerektiği meselesine uzanır. “Sanat için sanat” anlayışı ile geniş okur kitlesine seslenen toplumcu ve popüler anlatı arasındaki çatışma, dönemin edebiyat ortamını doğrudan metne taşır.
Bu iki parçanın birlikte okunması, bir kurmaca eserin hikâyesi kadar karşılandığı kültürel çevreyi de gösterir. Cadı'nın gizem ve mizah içeren toplumsal eleştirisi, Cadı Çarpışıyor'da açık bir edebiyat tartışmasına dönüşür. Kitap, hurafe ile akıl, ev içi iktidar ile bireysel irade ve seçkinci estetik ile halkın okuma alışkanlıkları arasındaki gerilimleri birbirini tamamlayan iki biçimde ele alır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!