Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali'nin roman ve hikâyelerinin gölgesinde kalabilen şair yönünü bir arada görme imkânı verir. Dağlar, rüzgâr, taşlar ve uzaklık duygusu, insan kalabalığından kaçma isteğiyle birleşir. Doğa burada yalnız manzara değildir; yalnızlığı, özgürlük arzusunu ve sevdayı taşıyan bir iç mekâna dönüşür. Tekrarlanan sesler ve yalın imgeler, şiirlerin kolay hatırlanan fakat duygusal ağırlığını koruyan ritmini kurar.
Sabahattin Ali'nin dizelerindeki doğrudanlık, daha sonra Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf ve öykülerinde görülen duyarlılıkla ayrı bir kanaldan buluşur. Şiirler, yazarın insanla toplum arasındaki gerilimi yalnız anlatı karakterleri üzerinden değil, kişisel bir ses ve yoğun görüntülerle de işlediğini gösterir. Böylece külliyatındaki türler arasında belirgin bir duygusal devamlılık ortaya çıkar.
Bu şiirlerin bir bölümünün bestelenerek geniş bir dinleyici kitlesine ulaşması da söz ile ezgi arasındaki güçlü bağı görünür kılar. Aldırma Gönül, Leylim Ley, Dağlar Dağlar ve Ben Yine Sana Vurgunum gibi eserler, yazılı metnin ötesinde yaşamayı sürdürür. Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali'nin edebî dünyasını tamamlayan doğa, özlem, başkaldırı ve içe dönüş çizgisini topluca izlemeyi sağlar.