
Herkesin hakları var fakat onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek. Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır.

Ressam Ferdinand, savaşın dışında kalabilmek için eşi Paula ile tarafsız İsviçre'ye yerleşmiştir. Stefan Zweig'ın Mecburiyet anlatısında konsolosluktan gelen askerlik çağrısı, kurdukları sakin hayatı bir anda bozar. Ferdinand savaşa inanmadığı ve kimseyi öldürmek istemediği hâlde devletin buyruğuna karşı gelmenin sonuçlarından korkar. Paula ise kocasının vicdanıyla uyumlu davranmasını, onu ölüme ve şiddete gönderen emri reddetmesini ister. Dışarıdan gelen tek bir belge, çiftin sevgisini ve birbirlerine duydukları güveni sınayan bir çatışmaya dönüşür.
Zweig gerilimi cephe sahneleriyle değil, Ferdinand'ın karar veremeyen zihni ve Paula ile yaptığı konuşmalar üzerinden kurar. Bireyin özgür iradesi, yurttaşlık görevi ve otoriteye boyun eğme alışkanlığı aynı dar zaman aralığında çarpışır. Ferdinand'ın tren yolculuğuna doğru sürüklenmesi, mecburiyet duygusunun fiziksel bir baskı gibi büyümesini sağlar. Kısa anlatı, savaş karşıtı tutumunu soyut bir bildiri yerine korku içindeki bir insanın seçimiyle somutlaştırır. Mecburiyet, devlet buyruğuyla kişisel vicdan arasındaki sınırı sorgulayan; sevgi, cesaret ve itaat kavramlarını yoğun bir psikolojik gerilim içinde ele alan bir novelladır.
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

Herkesin hakları var fakat onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek. Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır.

Benim çoktandır bedenim burada; aklım, ruhum öbür tarafta yaşıyorum.

Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır.

Herşey ona o kadar açık bir biçimde huzur,huzur diye bağırıyordı ki, Dünyanın çıldırdığını bildiği halde karşısındaki güzelliklere inanıyor, Birkaç saatliğine kendisine vatan olarak seçtiği bu ülke sayesinde asıl vatanını unutuyordu… Stefan Zweig - MECBURİYET

En zor savaş, insanın kendi içinde verdiği savaştır.

İnsan kendini kaçak hiss ettikten sonra hiç bir yerde özgür değildir. İçerde yada dışarda olmuş hiç farketmez.

Artık resim yapamıyorum. Bugün yapamadığımı hissettim.Ben zaten ruhen diğer tarafta yaşıyorum,burada değil. Dünya yıkılırken şimdi kalkıp kendin için çalışmak bir suçtur.Artık insan sadece kendi için hissetmemeli,sadece kendisi için yaşamamalı!

İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir içeride ya da dışarıda olmuş hiç fark etmez.

Herkes onu terk etmişti, yalnızlık tüm şiddetiyle üzerine çökmüş, son gücünü de elinden almıştı.

Gökyüzüne baktı, Yeryüzündeki hiçbir yasanın insanın kendi yasasından kıymetli olmadığını,hiç birşeyin insanı hayata birine bağlı olmak kadar bağlamadığını anladı. Kalpleri sözlerin karmaşasından,insanların yasalarından arınmış sonsuz bir özgürlüğün içinde uçuyordu. SON

Dışarıda ne yaptığını bilmeyen,kafası karışmış bir insanlığın bizzat kendisinin yarattığı acının dokunmadığı sonsuz bir dünya vardı… Mecburiyet-Stefan Zweig

GÜÇ Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman,fakat kendisine inanmalı,iredesine sahip çıkmalıdır.

“İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin.”
“MODERN KLASIKLER Dizisi 104 STEFAN ZWEIG MECBURİYET ALMANCA ASLINDAN ÇEVİREN GULPERI SERT TÜRKİYE BANKASI E$BA Kültür Yayınları”
“Dışarıda ne yaptığını bilmeyen,kafası karışmış bir insanlığın bizzat kendisinin yarattığı acının dokunmadığı sonsuz bir dünya vardı… Mecburiyet-Stefan Zweig”
“GÜÇ Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman,fakat kendisine inanmalı,iredesine sahip çıkmalıdır.”
“Herşey ona o kadar açık bir biçimde huzur,huzur diye bağırıyordı ki, Dünyanın çıldırdığını bildiği halde karşısındaki güzelliklere inanıyor, Birkaç saatliğine kendisine vatan olarak seçtiği bu ülke sayesinde asıl…”
“Gökyüzüne baktı, Yeryüzündeki hiçbir yasanın insanın kendi yasasından kıymetli olmadığını,hiç birşeyin insanı hayata birine bağlı olmak kadar bağlamadığını anladı. Kalpleri sözlerin karmaşasından,insanların yasalarından…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş