
• “ Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. “

Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig'ın tek bir gecede yaşanan ruhsal dönüşümü anlattığı kısa ama etkisi güçlü metinlerinden biridir. Hayatına karşı duyarsızlaşmış varlıklı bir adam, beklenmedik olaylar zinciriyle kendi içindeki boşluğu, heyecan arzusunu ve vicdanını yeniden fark eder.
Zweig, bu eserde maceradan çok uyanış duygusunu merkeze alır. Kahramanın sokaklarda, kalabalıklar arasında ve kendi dürtülerinin peşinde geçirdiği zaman, insanın hayata yeniden temas edebilme ihtimalini açar. Olağanüstü Bir Gece, kısa klasikler ve psikolojik anlatılar seven okurlar için yoğun bir Stefan Zweig deneyimi sunar.
Bookspace topluluğundan 35 gönderi

• “ Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. “

İçimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler,şimdi nasıl çiçek açtığımı asla anlamayacaklar.

gülerek ,sohbet ederek dalgalanan bir insan kalabalığınin ortasında ben kendi kendimi arıyordum,içimdeki o yitik insanı arıyordum.

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar..

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

yaşam denen o zenginlik ,o tarifsiz kudret bana galip gelmişti.

Duygularım o kadar yoğundu ki , içimdeki bu gelgit bana fiziksel ıstırap veriyordu, elimi boğulan biri gibi göğsüme, altında acıyla atan kalbimin üstüne şiddetle bastırmak zorunda kalıyordum.Fakat ne acıyı ,ne zevki,ne korku ,ne dehşeti ne de pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve ayrı hissetmiyordum ,hepsi iç içe geçip erimişti ; sadece yaşadığımı ve nefes aldığımı hissediyordum .

"Denizde, susuzluktan ölen biri gibiyim."

Aylardır rafımda okunmayı bekliyor sanırım bugün başlamalıyım...

"Hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum.”

"Her zaman hayattaydım ama yaşamaya cesaretim yoktu."

“Gülen, sohbet eden binlerce insanın içinde ben kendi içimdeki o kayıp insanı arıyordum.”

Beni bırakan insanlar, gelen giden kadınlar oldu ,her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum.

Günler öne çıkan bir şey olmadan peş peşe diziliyor ,bir ağacın yaprakları gibi yeşeriyor ve sararıp gidiyorlardı.

“içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi de nasıl çiçek açtığımı asla anlamayacaklar.”

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

Bir kez kendini bulmuş olan birinin bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyi yoktur artık. Ve kendi içindeki insanı anlamış olan biri, bütün insanları anlar.

Kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. son 🙃

O kadar kitap okudum da hayatımda bunun kadar sıkıcı bir kitaba tesadüf etmemiştim. Yarıda bıraktığım tek kitaptır.

Bir kez kendini bulmuş olan birinin bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyi yoktur artık. Ve kendi içindeki insanı anlamış olan biri, bütün insanları anlar.

"Her şeyin geçip gittiği, her şeyin bittiği bu saatlerde, insanın kendi içine dönmesinden daha doğal ne olabilir?"

baslasin mesaim...

Yaşadıklarım üzerine hiçbir dostumla konuşmadım. Çünkü iç dünyamın nasıl ölmüş olduğunu onlar hiç bilmemişti. Şimdi nasıl canlandığımı da bilmeyecekler.