Aşk bilmediğin bir dünyayıbir insanın yüzünde bulmaktır..

1591 kışının İstanbul'unda başlayan Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk'un bir nakkaş cinayetini merkeze aldığı romandır. Padişah için gizlice hazırlanan resimli kitap, geleneksel nakış anlayışıyla Frenk usulü perspektif arasındaki gerilimi büyütür. Yıllar sonra şehre dönen Kara, bir yandan cinayetin izini sürerken bir yandan Şeküre'yle yarım kalmış bağını yeniden kurmaya çalışır.
Anlatı, katil dâhil farklı kişilerin ve beklenmedik varlıkların sesleri arasında dolaşır. Bu çoklu yapı, hakikati tek bir bakışa teslim etmez; sanatın kime ait olduğu, üslubun sanatçıyı ele verip vermediği ve görülmenin inançla ilişkisi her anlatıcıda başka bir yön kazanır. Cinayet bilmecesi, nakkaşhanedeki rekabeti aile, aşk ve iktidar meseleleriyle iç içe geçirir. Romanın renkler, resimler ve anlatıcı sesler arasında kurduğu geçişler, okurun kanıtları sürekli yeniden değerlendirmesini gerektirir. Her ses cinayete başka bir açıdan yaklaşırken anlatılan ile görülen arasındaki mesafe büyür.
Şeküre'nin kendi geleceğini belirleme mücadelesi de sanat çevresindeki erkek rekabetinden bağımsız bir yan hikâye olarak kalmaz; soruşturmanın duygusal ağırlığını derinleştirir.
Romanın ayırt edici gücü, tarihsel ayrıntıyı canlı bir polisiye gerilimle buluşturmasında yatar. Doğu ile Batı arasındaki sanat tartışması soyut bir karşıtlık halinde kalmaz; karakterlerin arzularını, korkularını ve birbirlerine bakışını belirleyen dramatik bir çatışmaya dönüşür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
Aşk bilmediğin bir dünyayıbir insanın yüzünde bulmaktır..
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş