
Yaşamaları mukadder olanlara hiçbir ok tesadüf etmez, ölüme mahkûm olanlarsa istirahat ederken bile ölürler.

Peyami Safa'nın Attilâ romanı, Batı kaynaklarında yıkıcı bir istilacı olarak anlatılan Hun hükümdarına Türk tarihinin içinden bakmayı amaçlayan tarihî bir anlatıdır. Yazarın bu türdeki tek romanı olan eser, Attilâ'nın dönemini ve kişiliğini efsanelerin tek yönlü örtüsünden çıkararak devlet yönetimi, savaş ve insan ilişkileri çevresinde ele alır.
Safa romanını hazırlarken yabancı kaynaklardan, özellikle Bizans tarihçilerinin aktardığı bilgilerden yararlanır. Çelik iradeli ve disiplinli kumandan portresinin yanında, kendisine sığınanlara karşı merhametli ve özel ilişkilerinde yumuşak huylu bir insan tasviri kurar. Bu karşıt yönler, tarihsel kişinin savaş meydanındaki ünü ile gündelik davranışları arasındaki mesafeyi araştırmaya imkân verir.
Attilâ, hükümdarın şahsında Türk cihan hâkimiyeti ülküsünü ve bozulmuş kabul edilen bir dünyaya yeniden düzen verme iradesini tartışır. Roman, tarihsel malzemeyi millî bir perspektifle yorumlarken kahramanını kusursuz bir simgeye indirgememeye, kararlarının ardındaki yönetim anlayışını ve karakter gücünü açıklamaya çalışır. Peyami Safa'nın anlatısı, Attilâ imgesinin farklı kültürlerde nasıl kurulduğunu sorgulayan ve Türk tarihî romanı içinde özgün bir hükümdar portresi sunan bir eserdir.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

Yaşamaları mukadder olanlara hiçbir ok tesadüf etmez, ölüme mahkûm olanlarsa istirahat ederken bile ölürler.

-İnsan istediği rüyayı görür mü? -Elbette… İnsan, gözleri açık durur, uyumaz ve düşünürse istediği şeyi gözünde görür.

Neker nehrinin kıyılarında bulunan Franklar, Attila' nın yaklaştığını görünce kendi krallarını öldürdüler. Ve Hunların tabiiyetine geçtiler; bununla da kalmayarak Attilâ ordusuyla beraber harbe girdiler. Franklardan başka birçok kabileler ve hatta vaktiyle Hunlara garez bağlamış olan Burgontlar bile Attila'nın askerleri olmayı kabul etmişlerdi.

Hun erkeği ölmedikçe atından inmez ve hayvanın dört nalını düşman kanıyla boyamadan geri gelmez.

Senin de efendin olan efendimiz Attila, burada kendisine şahane bir saray hazırlamanı emrediyor, zira gelecektir.

Hunlar, yakından harb ederlerken bir ellerinde kılıç, ötekinde kement vardır. Kemendi düşmanın boynuna dolayarak kılıcı çalarlar.

SON Attila’nın ölüsü de, dirisi gibi milletlerinin mukadderatını değiştirmişti. Bunun için, aradan bin dört yüz bu kadar sene geçtiği halde hala tarih Sezar’dan ve İskender’den fazla onun adını anıyor ve hala “Attila” namı, asırların arasındaki zaman uçurumlarını atlayarak bize kadar geliyor ve mazinin karanlıklarında şaşaasından hiçbir şey kaybetmeyerek, safi ışıktan mamul nuranur bir abide gibi gözlerimizin önünde parıldayıp duruyor.

YENİ KİTAP “Attilâ”, bir insan değil, bir timsal, esâtirî bir remz ve insanlara, bilhassa Romalı’lara Allah’ın belasıdır.

Yaşamaları mukadder olanlara hiçbir ok tesadüf etmez, Ölüme mahkûm olanlarsa istirahat ederken bile ölürler.

Ben Şark’ı tanırım, çünkü oradan geliyorum; Garb’ı da tanırım, çünkü oraya gideceğim. Dostumu ve düşmanımı da tanırım ve ikisine karşı da siperim var: kalbim ve kılıcım!
“Hunlar, yakından harb ederlerken bir ellerinde kılıç, ötekinde kement vardır. Kemendi düşmanın boynuna dolayarak kılıcı çalarlar.”
“YENİ KİTAP “Attilâ”, bir insan değil, bir timsal, esâtirî bir remz ve insanlara, bilhassa Romalı’lara Allah’ın belasıdır.”
“Ben Attila'yı öldürmeği sade senin imparatoruna değil, kendime de va'dettim. Ben kendime karşı olan va'dimi tutarım, ben de biraz Attila'yım, çünkü ben de Hun'um!”
“İnsan istediği rüyayı görür mü? -Elbette… İnsan, gözleri açık durur, uyumaz ve düşünürse istediği şeyi gözünde görür.”
“Senin de efendin olan efendimiz Attila, burada kendisine şahane bir saray hazırlamanı emrediyor, zira gelecektir.”
“Yaşamaları mukadder olanlara hiçbir ok tesadüf etmez, ölüme mahkûm olanlarsa istirahat ederken bile ölürler.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş