Aynı Fransız şatosunda iki ayrı zamanın ritmini karşılaştıran Milan Kundera'nın Yavaşlık romanı, on sekizinci yüzyıldan bir baştan çıkarma hikâyesiyle çağdaş bir yaz gecesini iç içe geçirir. Geçmişteki chevalier ile Madame de T. arasındaki buluşma, gizlilik, ölçü ve hatırlama üzerine kuruludur; günümüzdeki konferans çevresi ise görünür olma, hız ve gösteri arzusuyla hareket eder. Anlatıcı ile Véra'nın şatoya gelişi, entomologların toplantısı ve Vincent'ın gecesi, eski hikâyenin dikkatle düzenlenmiş temposuna karşı daha dağınık bir çağdaşlık tablosu oluşturur.
Milan Kundera olayları doğrusal bir sonuçtan çok düşünsel karşılaşmalar halinde düzenler. Yavaşlık, bedensel haz ve hafıza arasında bağ kurarken hızın unutma, teşhir ve yüzeysellikle ilişkisini sorgular. Karakterlerin komik yanlışları ile anlatıcının deneme tonundaki araya girişleri, romanı hem hafif hem eleştirel kılar. İki yüzyılın aynı mekânda yan yana gelmesi, geçmişi ideal bir sığınak olarak sunmaz; farklı ritimlerin insanın yaşadığı anı nasıl biçimlendirdiğini gösterir. Eserin kalıcı düşüncesi, deneyimin değerinin yaşanan olay kadar ona ayrılan dikkat ve hatırlama biçiminde oluşmasıdır.