
Dönüş, Yunanca'da nostos demek. Algos, keder anlamına geliyor. Yani nostalji doyurulamamış dönüş arzusundan kaynaklanan bir keder (...) Çekçe'de en dokunaklı aşk cümlesi: styska se mi tobe: sana hasretim, yokluğunun acısına dayanamıyorum.

1968'de Sovyet tanklarının Prag Baharı'nı sona erdirmesi, Irena'nın hayatını iki ülke arasında böler. Kocasıyla Paris'e göç eden Irena, onun ölümünden sonra kendine yurt edindiği yerde özlemini gerçekten anlayacak kimseyi bulamaz. Soğuk Savaş bittiğinde eski ülkesini ziyaret etmeye başlar; fakat dönüş, geçmişe kaldığı yerden devam etmek anlamına gelmez.
Yolculuklarından birinde havaalanında Josef'le karşılaşır. O da göçmenliği yaşamış, Irena'nın kopamadığı fakat artık yabancılaştığı geçmişine değen biridir. İkisini farklı nedenlerle Prag'a yönelten yolculuk, hatırlanan hayat ile bugün karşılarına çıkan şehir arasındaki mesafeyi büyütür. Bir zamanlar tanıdık olan yerler ve ilişkiler, belleğin koruduğu biçime uymadıkça dönüş fikri daha karmaşık hale gelir.
Milan Kundera, Bilmemek'te göçmenliği yalnız siyasal bir yer değiştirme olarak ele almaz. Yurtsuzluk, yalnızlık, unutma ve hatırlama süreçlerinin kişinin kimliğini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Irena ile Josef'in karşılaşması da geçmişi eksiksiz geri getiren romantik bir çözüm değil, bilmenin ve tanımanın sınırlarını açan bir eşiktir. Bellek ve sürgün edebiyatına ilgi duyan okurlar için roman, eve dönüşün neden bazen yeni bir yabancılık ürettiğini yoğun ve düşünsel bir anlatımla sorgular.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Dönüş, Yunanca'da nostos demek. Algos, keder anlamına geliyor. Yani nostalji doyurulamamış dönüş arzusundan kaynaklanan bir keder (...) Çekçe'de en dokunaklı aşk cümlesi: styska se mi tobe: sana hasretim, yokluğunun acısına dayanamıyorum.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş