Birbirini seven iki insan, karşısındakini gerçekten ne kadar tanıyabilir? Kimlik, tutkulu ve güçlü bir kadın ile duygusal, serseri ruhlu genç sevgilisinin eskiyen ilişkisini bu huzursuz sorunun çevresinde kurar. Çift, aşklarını ve kendi benliklerini anlamaya çalışırken yakınlığın her şeyi açıklamadığını fark eder; sevilen kişinin bakışında oluşan görüntü ile insanın kendisi hakkında bildikleri giderek ayrışır.
Birbirlerinin gizli yönlerini keşfetmek için başlattıkları küçük oyun, merakı besleyen masum bir deney olarak kalmaz. Sınırlar bulanıklaştıkça kuşku büyür ve oyun bir karabasana dönüşür. İlişkiyi canlandırması beklenen hamle, iki tarafı da aşkın güvenli sandıkları zemininden uzaklaştırır. Milan Kundera, olayın gerilimini kimliğin değişkenliğiyle birleştirir: Kişi, başkasının onu görme biçiminden ne ölçüde bağımsızdır ve sevgi, yabancılaşmayı durdurmaya yeter mi?
Romanın etkisi, büyük açıklamalar yerine çiftin arasındaki küçük kaymaları izlemesinden gelir. İroni ile hüzün yan yana ilerlerken okur, ilişkinin kimin haklı olduğuna indirgenemeyeceğini görür. Kimlik; aşk, benlik algısı ve güvensizlik üzerine psikolojik yoğunluğu yüksek, kısa fakat katmanlı bir okuma arayanlara hitap eder.