
“sevilen kişinin varlığının verdiği sevinci bile doya doya duymak için, yalnız olmak gerekir”

1958 ile 1968 arasında yazılan yedi öykü, Gülünesi Aşklar'da aşkın ciddiyetini bozan oyunları ve yanılsamaları yan yana getirir. Milan Kundera'nın daha sonraki romanlarında genişleteceği kimlik, yalan ve arzu meseleleri burada kısa anlatının sıkıştırılmış alanında belirir. Her öykü başka bir ilişki düzeni kursa da kişilerin kendileri hakkında anlattıkları hikâyeler ile davranışlarının ortaya çıkardığı gerçek arasındaki mesafe koleksiyonu bir arada tutar.
Kundera'nın kara mizahı, aşkı küçümsemek için değil, romantik kesinliklerin ne kadar kolay sarsıldığını göstermek için çalışır. Oyun gibi başlayan cinsel yanılsamalar beklenmedik bir tutsaklığa dönüşebilir; erotik güç tutkusu, özgürlük duygusunun ardındaki denetim isteğini açığa çıkarır. İroni, kahramanların zaaflarını görünür hale getirirken onları basit birer karikatüre indirgemez. Bu yüzden gülünç olan ile acı veren, aynı ilişkinin içinde yer değiştirebilir.
Kısa anlatının değişen ölçeği, tek bir büyük aşk hikâyesinden çok ilişkilerin farklı ihtimallerini karşılaştırmak isteyen okura seslenir. Yedi parçalı yapı, tekrar eden temaları değişik açılardan sınar; anlatım tekniğindeki oyunlar da kimliklerin ve arzuların sabit kalmadığını hissettirir. Koleksiyonun kalıcı gücü, erotizmi estetik bir dikkatle işlerken aşkın komik, kırılgan ve kimi zaman karanlık yüzlerini aynı çerçevede tutabilmesidir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

“sevilen kişinin varlığının verdiği sevinci bile doya doya duymak için, yalnız olmak gerekir”
“sevilen kişinin varlığının verdiği sevinci bile doya doya duymak için, yalnız olmak gerekir”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş