
Gölgem hep yürekli olmuş bir vatanın yıpranmış söylencelerinin peşine düşüyor.

Sonsuz Gül, Jorge Luis Borges’in olgunluk dönemi şiirlerini 1974 Arjantin’inin siyasal şiddet ortamıyla birlikte taşır. Juan Perón’un 1 Temmuz’daki ölümünün ardından yönetimi devralan Isabel döneminde antikomünist av büyür ve halkı umutsuzluğa sürükleyen kayıplar dönemi başlar. Şiirler, ülkenin yaşadığı toplumsal çalkantıyı doğrudan sloganlara indirgemeden belleğin ve kişisel deneyimin içinden izler.
Borges bu zorlu dönemi ele alırken kılıçlar, tılsımlar, kitaplar, aynalar ve maskeler gibi tanıdık imgelerine yeniden döner. Tarihsel şiddet ile edebiyatının eski simgeleri aynı şiirsel düzlemde buluşur. Mantık, cesaret ve keder yan yana ilerler; düşünsel kesinlik arayışı, yaşanan kayıpların ve belirsizliğin duygusal ağırlığıyla sınanır. Eski imgeler, yeni siyasal korkuların içinde farklı anlamlar kazanır.
Koleksiyondaki şiirler yazarın özel hayatına ve dünya görüşüne ilişkin otobiyografik ayrıntılar da taşır. Kişisel hafıza ile ülke tarihinin birbirine değdiği anlar, politik dönemi tek boyutlu bir belge olmaktan çıkarır. Şiirler, Borges’in düşünceyi canlı tutan yaklaşımını Arjantin’in karanlık bir eşiğinde sürdürerek kederin içinde dil, cesaret ve hatırlama imkânını araştırır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Gölgem hep yürekli olmuş bir vatanın yıpranmış söylencelerinin peşine düşüyor.

"Ağır kanlı tutsağıyım Ben uyku sersemi bir zamanın, Ne gün doğumu belli ne gün batımı... Sürgit bir gece Başkaları yok. Dizelerle işleyip yoğurmalıyım yavan evrenimi."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş