
Norveç fiyortlarının yakınındaki bir şatoda yaşayan esrarengiz bir varlık, çevresindeki iki insan tarafından farklı kimliklerle algılanır. Honoré de Balzac’ın Seraphita romanında Minna, Séraphitüs’e bir erkek olarak âşık olurken Wilfrid aynı kişiyi Séraphîta adlı bir kadın olarak görür. Bu ikili algı, alışılmış aşk üçgenini beden, ruh ve kimlik üzerine felsefi bir araştırmaya dönüştürür.
Séraphitüs-Séraphîta’nın ailesi Emanuel Swedenborg’un öğretilerini benimsemiş ve insanın manevi olarak aşılabileceğine inanmıştır. Kahramanın gizemi bu düşünsel mirasla bağlantılıdır; Minna ile Wilfrid’in arzuları ise onu gündelik insan ilişkilerinin içine çeker. Roman, sevginin sahip olma isteğiyle ruhsal yetkinleşme arayışı arasındaki gerilimi fantastik olaylar ve simgesel mekânlarla işler.
Seraphita, Balzac’ın gerçekçi toplum panoramalarından belirgin biçimde ayrılan doğaüstü ve düşünsel bir romandır. Androjenlik, karşıtlıkların tek bir varlıkta birleşmesi ve insanın maddi sınırları aşma isteği anlatının temel kavramlarıdır. Eser, karakterin sırrını yalnız bir kimlik bilmecesi olarak kullanmaz; aşkın bir varoluş biçiminin insanlar tarafından nasıl anlaşılabileceğini sorgular. Fiyortların ıssız atmosferi de dünyevi bağlarla ruhsal yükseliş arasındaki mesafeyi güçlendirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!