
Sana söyleyecek çok şeyim var ama kelimelerin bu derinliği taşıyamayacağından korkuyorum.

Almanca yazan Franz Kafka’nın, eserlerini Çekçeye çevirecek olan Milena Jesenská’yla “iş ve çeviri” için mektuplaşmaları bir süre sonra tutkulu bir aşk ilişkisinin vasıtası olur. Sevgili Bayan Milena diye başlayıp “siz” diliyle yazılan mektuplar, bir süre sonra artık “Sevgili Milena” diye başlar ve Milena da “sen” diye hitap edilen bir sevgiliye dönüşür. Ancak bu mektuplarda sadece gizli bir aşk ilişkisinin yankısı, kavuşma umutlarının, bir araya gelme planlarının heyecanlı sesi duyulmaz, belki bir o kadar, hatta belki ondan da fazla olarak, Franz Kafka’nın ruh hali, kırılganlığı, korkuları, bir Çek şehrinde Almanca konuşan bir Yahudi olmaya dair deneyimleri, o zamana kadar yazdığı eserler üzerine görüşleri, çalıştığı İşçi Kaza Sigortası Kurumu’ndaki büro yaşamının boğuculuğu, en sonunda hayatına da mal olacak olan akciğer hastalığı ve öksürükleri, sanatoryum deneyimleri, eski Avrupa romanlarından aşina olduğumuz “sağlık gezileri” gibi çok zengin bir çoksesliliğin notaları da işitilir. Milena’ya Mektuplar, denebilir ki, Kafka’nın karmaşık kişiliğine ve eserlerinin çekirdeğine giden yolların en mahremi ve ister istemez en fazla şefkat uyandıranıdır. “Milena’ya Mektuplar’da Kafka’nın sesi, kurmaca eserlerine kıyasla çok daha mahrem, saf ve acı dolu.” -Jan Kott
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

Sana söyleyecek çok şeyim var ama kelimelerin bu derinliği taşıyamayacağından korkuyorum.

bazen beraber yaşamak yerine rahat ve mutlu bir şekilde ölmek için yan yana yatacakmışız gibi görünüyor bana. Ama ne olursa olsun seninle birlikte olacak.

"Bu elle tutulamayan, bu korkunç sorumluluk durumunu bütün açılarıyla yüklenen biri olacağım yerde, sözgelişi odandaki, o her zaman seni görebilen mutlu dolap olsam ne iyi olurdu: Seyrederdim seni, koltukta oturuşunu, mektup yazışını, yatışını ya da uykuya dalışını..." Franz Kafka/Milena'ya Mektuplar

"Çok şey vardı anlatacak. O yüzden sustum. Birini her şeyiyle anlamak, onun kırgınlıklarını da yüklenmek demektir. Ben artık kendi yükümü taşıyamıyorum.
Franz Kafka, Milena'ya Mektuplar kitabında şöyle der: "Pes ettiğimden degil; olmayacağını, gözüme soka soka gösterdigin için vazgeçtim."

“Sana yazmak, içimdeki karanlığa ışık yakmaktır.”

Franz kafka, milena'ya mektuplar kitabında şöyle diyor; "Pes ettiğimden değil, olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğin için vazgeçtim."

Milena, sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!

mesela kafka öldükten sonra bulunan şu mektuplar özel tutulmayıp kitaba basıldı. etik mi bu yapılan sizce? ölen için sıkıntı yok tabii çünkü ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum sonuçta.

En kötüsü de sahip olamadığın şeylere ait olmandır.

İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?

Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?

Milena, sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!
“Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! Aşık biri için ne büyük nimet değil mi?”
“Benim okumaktan kaçındığım her satırda sen yazılısın. Şeytan nasıl kaçarsa bende aynen öyle bu yazılı satırlardan kaçıyorum.”
“mesala neden sandalyene veya masana oturduğunda, uzandığında veya uyuduğunda odanda, seni güzel bir şekilde seyredebilecek bir dolap olamıyorum.Neden olamıyorum”
“"Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç Milena! - Neden? Çünkü beni gerçekten sevseydin, seçenek olarak görmezdin.”
“Benimle olman bile bana yalnızlığımı hatırlatıyor.” “Seni seviyorum, çünkü seni sevmem mümkün değil.”
“Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş