
seçimlerimiz de kader değil miydi nihayetinde...

Kısa bir cümlenin içinde düşünsel bir çatışmayı açık bırakmak, Franz Kafka'nın aforizmalarına yoğun ve huzursuz bir enerji verir. Aforizmalar, yazarın Ekim 1917 ile Şubat 1920 arasındaki iki yaratıcı dönemde kaleme aldığı notları bir araya getirir. Bu yıllar Kafka için hastalık, ayrılık ve mesleki belirsizliklerle çevrilidir; metinlerdeki kırılganlık duygusu da gündelik bir yakınma olmaktan çıkarak insanın dünyadaki konumuna ilişkin sorulara dönüşür.
Parçalar yaşam ile ölüm, iyi ile kötü, umut ile imkânsızlık ve sanatın işlevi çevresinde ilerler. Her aforizma bağımsız okunabilse de aralarında düşünsel bir bütünlük bulunur. Kesin hükümler vermek yerine çelişkiyi keskinleştiren anlatım, okurun aynı cümleye farklı zamanlarda başka anlamlarla dönmesini sağlar. Kafka'nın özenli çalışması, bu notların rastlantısal taslaklardan çok planlanmış bir eser fikrine yaklaştığını düşündürür.
Yazar metinleri tamamlanmış bir kitap hâline getiremeden yaşamını yitirmiştir. Sayfaların Max Brod tarafından bir araya getirilmesi, koleksiyonun bugünkü biçimine ulaşmasını sağlar. Aforizmalar, Kafka'nın roman ve öykülerindeki yabancılaşma duygusunu daha çıplak bir düşünce diliyle izlemek isteyenler için kısa fakat katmanlı bir okuma sunar.
Bookspace topluluğundan 20 gönderi

seçimlerimiz de kader değil miydi nihayetinde...

“Yazmak mutlak bir yalnızlıktır, kendi içindeki buz gibi uçurumlara düşmektir.”

Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.

"Doğru yol yüksekte değil, yerin hemen üzerinde gerili bir ip boyunca ilerler. Üzerinde yürümek değil de, insanı çelmelemek içindir sanki" karşımıza çıkan engellerin bazen engel olmadığını düşünmeden edemiyorum.
"Sein " sözcüğü Almancada iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak."

Bu dünya için kendini paralaman gülünç.

Giyotin gibi bir inanç, onun kadar ağır, onun kadar hafif.

Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.

“Dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış.”

Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.

Kötü'nün ondan bir şeyler gizleyebileceğinize inanmanızı sağlamasına izin vermeyin.
Ruh ancak bedene bir dayanak olmaktan çıkınca özgürleşir.

Hepimizin olabildiğince çabuk uykuya dalarak kaçmaya çalıştığı bir vicdan azabı var.

Bu dünya için kendini paralaman gülünç.

Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.

Sein” sözcüğü Almanca’da iki anlama gelir: “var olmak” ve “onun olmak”.

Giyotin gibi bir inanç, onun kadar ağır, onun kadar hafif.

iki olanak; kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak. Birincisi mükemmellik , yani eylemsizliktir, ikincisi başlangıç, yani eylemdir.

Akıl almaz bir hızla kuşlar gibi gelip geçen olaylardan önce ya da sonra yaşıyoruz duyguları; onlar düşsü kurgulardırlar ve sadece bizimle sınırlıdırlar.

103 Sen kendini dünyadaki acılardan geri çekebilirsin, bunu yapmakta serbestsin. Bu mizacına da uygundur. Fakat bu geri çekme, belki de kaçınabileceğin tek acıdır.
“İnsanların başlıca iki günahı vardır, diğerleri ise bunlardan türemiştir. Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsızlıkları yüzünden Cennet’ten kovuldular, tembellikleri yüzünden dönmüyorlar. Ama belkide yalnızca bir temel…”
“Yasa varoldukça kurtuluş da yoktur. Yasayı koruyan erk (Tanrı,hükümdar ya da devlet) her zaman #özgür, kendi yazgısını kendisi çizecek bireyler değil, boyun eğecek ve kendisinden istenilenleri yerine getirecek uyruklar…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş